Hızır A.S ve ihtiyar

dardanoss

Bakmakmı?? Görmekmi??
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
8 Eki 2019
Mesajlar
1,384
Tepkime puanı
3,741
Puanları
118
Yaş
60
“Bizim sevdiklerimizin listesi bizim yanımızdadır”

Bir gün Hızır (a.s.) hamamda yıkanan bir ihtiyarın yanına yaklaşmış. İhtiyar kendi kendine yıkanmaktaymış. Hızır demiş ki: - Ey ihtiyar! Gençliğinde yaşlılara yardım etseydin şimdi şu gençler de sana yardım ederlerdi. İhtiyar adam şöyle cevap vermiş: - Ben gençliğimde yaşlılara yardım ederdim ama zamane gençliği şimdilerde yardım etmez olmuş. Hızır (a.s.) bir taraftan ihtiyar adamın sırtını keselerken bir taraftan da konuşmaya devam etmiş: - Demek ki yaptığın yardımları içinden gelerek yapmamışsın, Allah’ın sevgisini kazanamamışsın, yoksa ettiğin o hayrı neden görmeyeceksin ki? İhtiyar adam şöyle demiş: Eğer yaptığımı Allah için yapmasaydım, O’nun sevgisini kazanmasaydım, Allah bugün benim sırtımı Hızır’a keseletir miydi? Hızır (a.s.) duydukları karşısında çok şaşırmış. Allah’ım demiş, -“Bana verdiğin seni sevenlerin listesinde bu ihtiyarın adı yok, bu nasıl olur?” Yüce Allah şöyle demiş: -“Ey Hızır! Biz, bizi sevenlerin listesini sana verdik ancak bizim sevdiklerimizin listesi bizim yanımızdadır..."
 

Demirdağınkurdu

Editör
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
14 Ocak 2019
Mesajlar
684
Tepkime puanı
1,138
Puanları
98
Konum
Doğal oluşum
Ustam, Hızır (a. s) bir hikayesi varmı, nedir neyin nesidir, o da bizim gibi bir beşermi,
veya melek aleminden nasıl oluyor biraz anlatırmısın
 

dardanoss

Bakmakmı?? Görmekmi??
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
8 Eki 2019
Mesajlar
1,384
Tepkime puanı
3,741
Puanları
118
Yaş
60
Bu sizi aydınlatabilir.


Hz. Hızır (A.S) Hz. Musa döneminde yaşamıştır. Hadır ve hızır olarak da bilinmektedir. Hz. Hızır (A.S) Arapça kökenli bir isimdir. Hz. Musa döneminde yaşamış olan Hz. Hızır (A.S) kendisine ilahi bilgi ve hikmet öğretilmiş olan kişi olarak bilinmektedir. Hadır isminin anlamı yeşilliği bol yer anlamına gelmektedir. Hadır isminin bir lakap olarak düşünmemiz yanlış olmayacaktır. Pek çok hadis-i şerif'te Hz. Hızır (A.S) ismine yer verilmiştir. İslam'i kaynaklarda Hz. Hızır (A.S)'in soyunun nereye dayandığı hakkında bilgi verilmiştir. Pek çok kaynaklarda Hz. Hızır ile Hz. İlyas birbirinin aynı olduğu söylense de bu ikisi farklı kişilerdir. Dolayısıyla bu tür kaynaklarda yer alan bilgi gerçek dışıdır.

Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de Hz. Hızır (A.S) adı geçmemektedir. Fakat hadis-i şeriflerde Hz. Hızır (A.S) ismine bolca yer verilmiştir. Hz. Hızır aleyhisselam'ın melek veya veli olduğuna dair pek çok bilgi tartışması yer almıştır. Bazı alimler ona melek derken bazı alimler ise melek olduğunu reddederek veli veya nebi olarak adlandırmışlardır. Tasavvuf'ta da Hz. Hızır aleyhisselam'ın ismi bolca yer verilmiştir. Hz. Musa döneminde İsrailoğullarına hitap ederken İsrailoğullarından birisi ona kainattaki en bilgili kişi kimdir diye sormuştur. Hz. Musa bunun üzerine "Benim" dedikten sonra yüce Allah tarafından kınanmıştır ve Hz. Hızır (A.S)'i hatırlamamıştır. Allah tarafından ona tebliğ edilen Hz. Hızır (A.S) en bilgili kişidir.
 

sandalci14

Bilgili Üye
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
24 Eyl 2019
Mesajlar
250
Tepkime puanı
472
Puanları
68
hizir as istanbulda bir camide namaz vajti bekleyen ve bu sirada gozleri kapanip dalan bi ihtiyara rastlar adama durterek ikidebir " uyuma haci" der.adam sonunda kizar ve " bak kizdirma beni su cemaate senin hizir oldugunu soylerim..." der.
 

dardanoss

Bakmakmı?? Görmekmi??
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
8 Eki 2019
Mesajlar
1,384
Tepkime puanı
3,741
Puanları
118
Yaş
60
hizir as istanbulda bir camide namaz vajti bekleyen ve bu sirada gozleri kapanip dalan bi ihtiyara rastlar adama durterek ikidebir " uyuma haci" der.adam sonunda kizar ve " bak kizdirma beni su cemaate senin hizir oldugunu soylerim..." der.
Evet sevgili kardeşim bu anlattığınız şeyide biliyorum teşekkürler
 

Revenge666

Yeni Üye
Kayıtlı Kullanıcı
Katılım
23 Nis 2020
Mesajlar
9
Tepkime puanı
28
Puanları
16
Sümer halkı Hızır a Galzu der. Bkz.

Anunnakiler tufan gününü beklerken, odasında uykuya dalan enki bir rüya gördü.
Enki yatağında uzanırken baş ucunda gördüğü adam (galzu) sağ elinde bir oymacı kalemi tutuyor ve sol elinde de pürüzsüzce parlayan lacivert taşından bir tablet.
Galzu(hızır) enki'ye şöyle söyledi: enlil’e yönelttiğin suçlamalar haksızdı, çünkü o yalnızca gerçekleri anlattı. senin enlil’in kararı sandığın o kararı aslında o değil, kader -yani yaratıcı- buyurdu. şimdi dinle, dünya, dünyalılara miras kalacak! oğlun ziusudra’yı (Nuh/Noah) çağır, açıkla ona yaklaşan afeti. ona tufana dayanabilecek bir gemi inşa etmesini söyle. sana bu tablette gösterdiğime benzer bir gemi yapsın; içine binip kendini ve akrabalarını kurtarsın. bitki olsun hayvan olsun her şeyin tohumunu da yanına alsın. her şeyin yaratıcısının isteğidir bu!
Galzu(hızır) tabletin üstüne yazı kalemiyle bir şeyler çizip tableti enki’nin yatağının baş ucuna yerleştirdi. galzu soluklaşıp yok olunca enki sıçrayarak uyandı.
Enki bir süre yatağında kıpırdamadan yattı; gördüğü rüya üzerine "anlamı neydi ki, ne tür bir alamet içeriyordu?" diye düşündü ve sonra yatağından çıkınca ne görsün, baş ucundaydı tablet!
Enki titreyen ellerle aldı tableti eline. üstüne tuhaf biçimli bir gemi deseni çizilmişti. tabletin kenarlarında ölçü işaretleri vardı; geminin ölçülerini işaret ediyorlardı.
Enki gün doğar doğmaz elçilerini "çabuk bulun galzu denen kişiyi, onunla konuşmam lazım." diyerek gönderdi. gün batımında elçilerin hepsi geri döndü ve şöyle bildirdiler enki’ye: galzu adında kimseyi bulamadık...
 

dardanoss

Bakmakmı?? Görmekmi??
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
8 Eki 2019
Mesajlar
1,384
Tepkime puanı
3,741
Puanları
118
Yaş
60
Sümer halkı Hızır a Galzu der. Bkz.

Anunnakiler tufan gününü beklerken, odasında uykuya dalan enki bir rüya gördü.
Enki yatağında uzanırken baş ucunda gördüğü adam (galzu) sağ elinde bir oymacı kalemi tutuyor ve sol elinde de pürüzsüzce parlayan lacivert taşından bir tablet.
Galzu(hızır) enki'ye şöyle söyledi: enlil’e yönelttiğin suçlamalar haksızdı, çünkü o yalnızca gerçekleri anlattı. senin enlil’in kararı sandığın o kararı aslında o değil, kader -yani yaratıcı- buyurdu. şimdi dinle, dünya, dünyalılara miras kalacak! oğlun ziusudra’yı (Nuh/Noah) çağır, açıkla ona yaklaşan afeti. ona tufana dayanabilecek bir gemi inşa etmesini söyle. sana bu tablette gösterdiğime benzer bir gemi yapsın; içine binip kendini ve akrabalarını kurtarsın. bitki olsun hayvan olsun her şeyin tohumunu da yanına alsın. her şeyin yaratıcısının isteğidir bu!
Galzu(hızır) tabletin üstüne yazı kalemiyle bir şeyler çizip tableti enki’nin yatağının baş ucuna yerleştirdi. galzu soluklaşıp yok olunca enki sıçrayarak uyandı.
Enki bir süre yatağında kıpırdamadan yattı; gördüğü rüya üzerine "anlamı neydi ki, ne tür bir alamet içeriyordu?" diye düşündü ve sonra yatağından çıkınca ne görsün, baş ucundaydı tablet!
Enki titreyen ellerle aldı tableti eline. üstüne tuhaf biçimli bir gemi deseni çizilmişti. tabletin kenarlarında ölçü işaretleri vardı; geminin ölçülerini işaret ediyorlardı.
Enki gün doğar doğmaz elçilerini "çabuk bulun galzu denen kişiyi, onunla konuşmam lazım." diyerek gönderdi. gün batımında elçilerin hepsi geri döndü ve şöyle bildirdiler enki’ye: galzu adında kimseyi bulamadık...
eline sağlık ustam
 

ABK33

Defineci; doğayi sever, kültürel varliklari korur.
Yönetici
Katılım
20 Eyl 2019
Mesajlar
564
Tepkime puanı
1,789
Puanları
98
Hizir AS. ile alakali delil ve hadiseler;
1967 yilinda vefat eden,
Konya ilinin Sarayonu ilcesine bagli,
Ladik kasabasinda yasamis ve orada Meftun;
LADİKLİ AHMET HUDAİ Hazretleridir.
Onun hayatiyla alakali 2 ayri kitap okudum.

Hak Asiği Ladikli Ahmet Ağa, Hizir as.in talebesidir, kendisini Hizir as.yetistirmis ve Hizir AS. ordusunda yillarca hizmet etmis buyuk bir evliyadir ayni zamanda. Amma mursid olmayip talebe tutmamistir. Ayni zamanda buyuk bir şairdir. İnternetteki sitede hayatiyla alakali bilgiler olsada, kitapdaki lezzet bu bilgilerde yoktur.

Kendisini kitaplardan tanidiktan sonra, şu soruyu terkettim:
"Ne olacak bu memleketin hali?"
Anladim ki ne dunya ne de ulkemiz sahipsiz degil. Buna delil binlerce var birde Ladikli Ahmet Ağa Hazretlerinin hayati.

Hizir as.ile alakali en detay bilgileri bu zati muhteremin hayatini anlatan kitaplarda gormekteyiz. Meraklisina bu kitaplari tavsiye ederim.
 

dardanoss

Bakmakmı?? Görmekmi??
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
8 Eki 2019
Mesajlar
1,384
Tepkime puanı
3,741
Puanları
118
Yaş
60
Bu kitabı merak ettim dorusu ustam.
Bir bakarım içeriğine inşallah
 

dardanoss

Bakmakmı?? Görmekmi??
Yönetici
Süper Moderatör
Katılım
8 Eki 2019
Mesajlar
1,384
Tepkime puanı
3,741
Puanları
118
Yaş
60
ABK33

Sevgili ustam bu zatın hayatından kısa bir pasaj var onu paylaşmak istedim. Hakikaten çok muhterem bir zat imiş cennet mekan kendileri.


Ladikli Ahmed Ağa


Konya velîlerinden Ladikli Hacı Ahmed Ağa (1888-1969) Konya'ya bağlı Ladik kasabasında doğdu. Babasının adı Mehmet, annesinin adı ise Emine'dir.

Gayet cömert, vakar, temkin ve itidal ehli idi. Sükutu ihtiyar eden, ihtiyaç halinde konuşurlar.
Ümmi olmasına rağmen, Hocası Hızır Aleyhisselam olduğu için, ondan manevi ilimler almış olup, İlm-i Hikmette yekta idi.
Kendisini Hakk’ın rızasına, halkın hizmetine adamış, her zaman ve her yönde halkımıza önder, rehber, teselli ve ümit kaynağı idi. Kendisine bir şey sorulduğu zaman; -Durun gardaşım, şimdi cevabınızı getiririm.. der, gider Hızır Aleyhisselam’a sorar, cevabını alır getirirdi. Kimseyi kırmaz ve geri çevirmezdi.

Hacı Ahmed Ağa, 8 Haziran 1969 tarihinde Cenâb-ı Hakk’ın rahmetine kavuşur. Mübarek kabri şerifleri Ladik mezarlığındadır.

Kerâmet var kerâmetin içinde

Konu keramete gelip çatınca:

- Takmayın kafanıza bunları oğlum! Kerâmet var kerâmetin içinde... Amma madem ki yârenliğin ucunu ganattınız söğleğim: Bu kerâmet dediğiniz şeyler, kudretine azametine payân olmayan Allah'ın ilerde olacak şeyleri böğünden göstermesi gibi bir şeydir.

Mesela ben bazı misafirlerime, yaz ortasında kış, kış ortasında yaz meyveleri ikram ederim... Hatırları hoş olsun diye...

Rabbimin bir lutfu bu, ihsanı... Bunun hakikatını açamam size. Üstündeki örtüyü kaldıramam. Doğru değil, uygun da olmaz. Anadan üryan soyunmaya benzer bu sizin karşınızda.

Amma meselâ bunlara benzer şeyler olacak ilerde. Şidilerde bizim memlekâtımızda pek yok, olsa da yaygın değil amma, ilerde camlı bahçalar olacak... Kış ortasında yaz avarı yetiştirilecek o camlı bahçalarda. Fenne devredilecek bu kerâmet o zaman yani...

O da Allah'ın işi, bu da Allah'ın işi. Allah verirse verir, vermezsevermez. O istemeyince bir şey olmaz. Bir şeyi isteyebilmemiz için, O'nun o şeyi istememizi istemesi lazım.

Allah bir kuluna kerâmet kapısı açınca, depelerine çıkılmaz cebel cebel dağları, kum taneleri gibi küçültüverir ona, derdi.

Bir itirazın varsa dışarı vur

Ahmed Ağa'nın cigarasına takıldı bir adam bir gün.

"-Ahmed Ağa'yı bir de evliyadan diller... Evliyanın işi ne mekruhtla yaav? Fesübhanallah!..." diye içinden geçirirken, Ahmed ağa, hiç o değilden, sanki ona değil de bir başkasına söylüyormuş gibi konuştu:

- Oğlum, dedi, gönliünde dedikodu yapıp durma! İçini gıybetle bulandırma! Eğer bir safran, tafran bişiyin varsa dışına kus da, kurtul geç!

"-Kime söylüyor acaba bunları?" diye kıvranmaya başladı adam. Çünkü mecliste Ahmed Ağa'dan başka bir şey söyleyen, bir şey soran yoktu.

O adam, "-Kime söylüyor acaba bunları?" diye içinden iç geçirince, Ahmed Ağa:

- Sana söğleryorum oğlum, sana! Kime olacak sana! Kalbinde sakladığın teşviş, fitne olur san! Önünü keser durur! Gönlüne saab ol! Bir itirazın varsa dışına vur! Tutma içinde... İçinde tuttuğun her şey yara olur. İçinde tutulacak şey vaar, tutulmayacak şey var. Bunları ayıramazsan hayatın heder olur, der.

Nasıl bir Hızır bekliyordun?

Akşehir Kaymakamı Ahmed Ağa'ya:

- Ahmed Ağa, demiş siz hep görüşüyorsunuz, bir de bana göster Hızır Aleyhisselâmı!..

Ahmed Ağa, Kaymakamın talebine yuvarlak çerçeveli bir cevap vermiş:

- Oğlum, nasibse görürsünüz inşallah! demiş.

Ahmed Ağa'nın hayranlarından olan Kaymakam, bir Ramazan günü, iftara yakın, iftar sofrasına oturmuşlar, ailecek iftar topunu bekliyorlar... Kaymakam sigara tiryakisiymiş. Kaymakam tiryakiliğin verdiği ruh haliyetiyle beklerken, kapısı üç kez çalınmış. Çıkmış bakmış Kaymakam, kapıda bir adam:

-Biseciii! Bise alırmısınız efendiii?

Arkasında da bir deve, geviş getiriyor geve geve.

Ne desin Kaymakam?

- Ne bisesi be adam? Biseyi ne yapayım ben?

- Peki efendi kızma! Bizden sorması, sanki ısmarlamış gibiydiniz de... Hadi iftar-ı şerifler hayrolsun! demiş, çekmiş devesinin yularını:

- Biseciii! Bise alan, katran alan...

Kaymakam kapıyı kapatıp da sofraya dönerken, mırıldanıp kendi kendine içinden: Allah Allaaah! Bu saatte bise mi satılır be adam? Mübarek iftar vakti... Fesûbhanallah! çekmiş.

Bir müddet sonra tekrar Ladik'e gittiği zaman:

- Aşk olsun Ahmed Ağa, bize Hızır Aleyhisselâmı daha göstermeyecen mi Hacı Babam? diye sitem etmeye kalkınca, Ahmed Ağa:

- Size de aşk olsun hay guzum! Kapınıza gelen Hızır'ı kovarsınız, ondan sonra da gelir bize sitem yaparsınız! demiş.

Kaymakam şaşkınlık içinde:

- Ne demek o? Ne zaman geldi Hacı Babam? diye sorunca, Ahmed Ağa:

- Ramazanın son günlerinde, siz sofrada beklerken kapınıza bir Biseci geldi mi?

- Geldi?

- Devesinin semerindeki katran küplerine dikkat ettin mi, semere bağlı mıydı, değil miydi?

- Ben bu tiryaki kafasıyla nerden dikkat edecem ona Hacı Babam?

- İçeceksen sen iç cigarayı oğlum! Cigara seni içmesin!... Hem sen nasıl bir Hızır bekliyordun? Yakası kartlı, kravatlı birini mi bekliyordun? Kolalı gömlekli, ütülü pantolonlu birini mi bekliyordun? Neyse... Gördün işte gayrı... Görmedim diyemezsin! Kaçırdın ammaa, gördün işte yine de... demiş ve teselli etmiş Kaymakamı, Ahmed Ağa, ama.... Kaymakam epey eyvah çekmiş tabiii..

Çölde Bir Mehmetçik

Ladikli Hacı Ahmed Ağa, seferberlikde cepheye gitti. Pınar, Losfaki, Çatalca, Vokestin, Dökme Meydan Muharebelerine katılarak kahramanca çarpıştı. Daha sonra; Makedonya'da, Yunanistan, Arnavutluk ve Bulgaristan'da çeşitli cephelere katılan Ahmed Ağa, cepheden cepheye koştu.


DEVAMI AŞAĞIDA
 
Üst