Antik Roma Ölü Gömme Gelenekleri

MendereS

Admin
Administrator
Mesajlar
803
Beğeniler
2,580
Puanları
98
#1
Bu yazı Roma nekropollerinde görülen mezar tipleri ele alınarak hazırlanmış ve bir çok kaynaktan faydalanılmıştır.

Ölüm ve cenaze törenleri, çok erken dönemlerden itibaren, her toplumda önemli ve kut-sal sayılmış ve bu gelenekler temelde fazladeğişmeden günümüze dek gelmiştir. Ölü-mün bilinmeyen tarafları, insanlarda “ötekihayat” inancının doğmasına neden olmuş,dolayısıyla dünyada başlayan hayatın diğerdünyada devam edeceği düşünülerek, gele-nekler ve “ölü kültü” oluşmuştur. AntikÇağ’da hemen her toplumda, ölümden son-ra hayat inancının var olduğu görülür. Do-ğumu sevinçle karşılanan ve törenlerle kut-lanılan insanoğlu, bu dünyadan ayrılırkende, törenle yeni yaşamına doğru uğurlanır.Ölümden sonra gerçekleştirilen cenaze tö-renleri, bir anlamda ölen kişiye saygı ve sevgiyi ifade etmek içindir.

Büyük ve güçlü Roma İmparatorluğu zamanında, farklı görüşler olsa da, büyük çoğunluğun ölümden sonra ikinci hayatın varlığına inanmasından dolayı, sınıfsal ayrımlarauygun olarak çeşitli cenaze törenlerinin gerçekleştirildiği ve hatta yasalarla düzene konularak uygulandığı görülür. Roma İmparatorluğu’nun bu konudaki kimi etkileri Anadolu’da da görülmekle birlikte, öncelikleRoma’nın kendisini incelemek yararlı olacaktır. Roma’da ölümle ilgili inançlar hakkında; antik yazarlar, mezar taşlarındaki yazılar, duvarresimleri, gömme biçimleri, mezarlara bıra-kılan hediyeler bilgi verir. Epikürik ve Stoikdüşünceye göre ruh bir malzemedir veölümle birlikte yok olur. Bazı mezar taşlarıüzerindeki “sumus mortales, immortalesnon sumus” (biz ölümlüyüz, ölümsüz değiliz) yazıları bu anlayışın göstergesidir. Ölümden sonra bir ha-yatın olduğu inancı Roma’da İ.Ö. 1. yüzyıdan önce görülmez. Ruhlar için kullanılan“manes” kelimesi Augustus zamanındanbaşlayarak mezar taşları üzerinde kişilerinisimleriyle birlikte belli bir düzen içinde yer alır . Çoğu Romalı, ölümden sonra bir hayat olduğunainanır. Bundan dolayı, geç dönemlerde, ölüyü yaşatmak için mezara yiyecek bırakıldığı,yağ ve hatta kan akıtıldığı görülür. Roma gömme gelenekleri iki fikirden etkile-nir. Birincisi, ölünün bozulması ve geriyekalanlardan temizlenmek; ikincisi ise ölü-nün üzerine biraz toprak atmaktır. Antik Yunan geleneklerinde olduğu gibi, özellikle,bulaşıcı hastalıkların çok sık görüldüğü Ro-ma’da, ölü “pis” kabul ediliyordu.

Cenaze töreninden önce..

Ölümden sonra yapılması gereken seremo-nileri cenazeden öncekiler ve sonrakiler ola-rak ayırmak gerekir. Roma Dönemi cenazetörenleri hakkında bilgi sahibi olmamızı sağ-layan, çoğunlukla antik yazarlar ile günü-müze kalmış olan kabartmalar ve yazılardır. Ölümün yakın olmaya başladığı düşünüldü-ğü andan itibaren aile toplanır. Ölüm yaklaş-tığında kişi, çıplak olarak toprak üzerine ya-tırılır ve ölüm gerçekleştikten sonra, ölen kişinin en yakın akrabası son bir öpücük verir Yakın akrabaları ölüyü ismiyle son bir kez çağırırlar.

Gözleri kapatıldıktan sonra gövde yere yatırılır (deponere) ve yıkanıp yağlanır, ağzınasandalcı Charon’a vermesi için bir sikkeyerleştirilir ve ölü, sergilenmesi için en iyi el-biseleri giydirilip yüksek ve büyük bir yatak(lectus funebris) üzerine yatırılır.

Kapının dışına asılan bitkiler, ölünün evde olduğuanlamına gelir ve kapının kapalı olması yasişaretidir. Yine, cenaze evinde yas işareti olarak, evin avlusundaki ateş söndürülür ve ev-deki ağlayan kadınlar, saçlarını yolar, giysile-rini parçalar, göğüslerine vururlar.

Ölünün, yatar durumda sergilenmesi collo-catio olarak adlandırılır.Ölen sıradan vatandaş eğer bir erkekse, ha-yatında sanki bir kere zafer kazanmış gibi,başına taç yerleştirilip toga giydirilerek ser-gilenir. Eğer bir censor ise, mor bir toga,eğer zafer kazanmış ya da benzeri bir iş yap-mışsa altın süslemeli bir toga giydirilir. Ölen kişi bir magistratsa, praetexta giydirilir. Varlıklı kişilerin ayakları evin kapısına bakacak şekilde yerleştirilir.

Cenaze yatağının başında kandiller ve meşaleler yakılır; çiçekler, çelenkler ve girlandlaryerleştirilir. Bununla ilgili en önemli eserlerden biri, geç Flauiuslar-erken Traianus dönemine tarihlenen Haterii Mezarı’naait kabartmalardır.

Fakirler ise, ves-pilliones tarafından, ucuz bir cenaze yatağı(sandapila) üzerinde taşınır. Bedenin yakıl-ması ustores, mezar kazma işi fossores tara-fından gerçekleştirilir. Zengin kişilerin cena-zelerini ise dissignatores düzenler. Cenazele-rin düzenlenişinde profesyonel cenaze kaldırıcıları (libitanirii) ve onların yardımcıları(pollinctores) görev alır. Ölünün sergilenmesinin ne kadar sürdüğükişinin önemine bağlı olduğu kadar, aynı za-manda iklimle de ilişkilidir. Genellikle busüre, antik kaynaklarda açık olmamakla bir-likte, bir gün ile bir hafta arasında değişir.

Fakirler ve kölelerin hemen gömüldüğü an-laşılır. Roma gömme usüllerini de şekillendi-ren esas düşünce, ölünün pis olduğu ve et-rafı kirlettiği inancı olduğundan, bunun ce-naze töreninin süresini de belirlemiş oldu-ğunu düşünebiliriz.

Her ne kadar cenazetörenleri toplumun sınıflarına göre farklıisimlerle anılsa da, temelde yapılması gere-ken seremoniler birbirine benzer. Sınıflarınbelirledikleri, cenazenin bekleme süresi,görkemi ve mezar yapısıdır.

Funus kelimesi, bütün gelenekleri ve sere-monileri ifade eden bir kelimedir. Pompaolarak adlandırılan cenaze töreninde, ölenkişinin yakın akrabalarının siyah renkte lu-gubria giymesinin gelenek olduğu görülür.

Genellikle geceleri meşaleler eşliğinde dü-zenlenen bu törenlerde, cenazeyi ölenin ya-kın arkadaşları, akrabaları ve özgür bıraktığıköleler taşır; fakir cenazelerini dört kişi taşırfakat bunların sayısının sekize kadar çıktığıda olur. Cenaze töreninde, ölünün en yakı-nında olan akrabaları ve arkadaşlarının yanısıra, müzisyenler ve profesyonel ağlayıcılar dayer alır.

Müzisyenler arasında borucular (ti-bicines), trampetçiler (tubicen), boynuz üfle-yenler (cornicines) bulunur. İ.Ö. 2. yüzyılda Romalı soylu kişiler için ya-pılan cenaze törenlerini ayrıntılı olarak anla-tan Polybios, ölen erkek olduğunda bedeni-nin Forum’da kürsü üzerine yerleştirildiğin-den söz eder. Yaşlı Pliniusve Polybios’un anlatımlarında geçen cenazetöreni sırasında bütün ailenin, atalara aitmasklar giymesi geleneğinin İ.S. 1. yüzyılınikinci yarısına dek devam ettiği anlaşılır. İmaginesmaiorum adı verilen, genellikle balmumun-dan yapılan ve yaşayan aile üyelerinin tören-lerde kullanması için yapıldığı belirtilen bumasklar, evlerin atriumlarındaki dolaplardasaklanır. Ata masklarını giyen aktörler, aynızamanda ölen kişinin giysilerini de giyerler.

Eğer ölen kişi bir consul ise mor çizgileri olanbir toga, bir censor ise tamamen mor bir toga, zafer kazanmışsa altınlarla bezenmiş birtoga giyer. Savaş sırasında ölen askerlerin cenazeleritoplu olarak yakılır ya da gömülür; cenaze masrafları ise, askerlerdenbu amaçla alınan paralarlakarşılanır. Eğer ölen bir ko-mutansa, bir askeri yürüyüş-le onurlandırılır. Resmi dev-let memurlarının cenazele-rinde ise, cenaze masraflarıdevletten karşılanır. Cenazetörenine yakın akrabalar, kö-leler ve müzisyenlerin dışın-da, senatörler ve yüksek de-receli memurlar, çok sayıdaat ve halk katılırdı. Gladyatörlere deresmi cenaze törenleri dü-zenlenirdi. Bu törenlerde, cenaze mezara gö-türülürken yüksek derecelimemurlar olan consul veyapraetor tarafından cenazesöylevleri verilir

ve cenazetörenine imagines eşlik ederdi .Cenazede verilen söy-levlerin esas amacı, ölen ki-şiyi ve onun ailesini yücelt-mek olduğundan, bu söylev-lerin gerçek kahramanlıkla-rın yanında hiç gerçekleşme-miş işler ve başarıları da ba-rındırdığına ve bunun Romatarih yazımında çeşitli yanlışlıklara yol açtığına dikkatçekilir. Fakirler ve çocuklargeceleri gömülürken, resmicenaze törenleri genelliklegün içinde yapılır.

Özellikle imparatorların ce-naze törenlerinin görkeminin Roma imparatorluğu’nun gücünü simgelediğianlaşılır. Bütün Roma İmparatorları için büyük ve görkemli cenaze törenleri düzenlenmiştir.

İmparatorluk cenazelerinden, sözettiği bilinir. İmparatorluk cenazelerinde,genel olarak resmi cenazelerdeki uygulamalar izlenir ve imparatorlar ile onların aileleriiçin düzenlenen cenaze törenleri, birkaçı dı-şında, halka açık yapılır. Diğer cenaze tören-lerinde olduğu gibi, yatak resmi görevlilertarafından taşınır. Cenaze alayında taşıyıcı-lar, lictorlar, trampetçiler, dansçılar, oyun-cular, askerler ve kalabalık halk grubu, ar-kadaşlar, senatörler, magistratlar yer alır.

İmparatorların cenazelerine zafer kazanmışşekilde gösterilen imagioları da eşlik eder.Cumhuriyet’in sonuna doğru, cenaze mask-larına alternatif olarak cenaze büstleri ortaya çıkar. Cenaze töreninden önce ve cenaze töreni sırasında gerçekleştirilen bir dizi seremoni,ölünün gömülmesiyle sona ermeyip gömü-den sonra da devam eder. İlk olarak, meza-rın yasal olarak kabul edilmesi için bir do-muz kurban edilir. Aynı gün ölünün evindearınma törenleri başlar ve mezar başında ay-nı gün, dokuzuncu gün yemek yenir. Yas döneminin so-nunda, ölü için çeşitli hediyeler, yiyeceklerbırakılır ve libasyon yapılır. Yiyecek, içecekve parfümleri mezara akıtmak için bazı boruların eklendiği ya da yiyeceklerin konula-bileceği ayrı bölmelerin olduğu mezarlar dabulunur. Doğrudantoprağa gömülü amphora boyunlarının kul-lanıldığı mezarların ise daha fakir kişilere aitolduğu düşünülür. Mezar başındaki törenler, yıllık ölü festival-lerinde ve özellikle ölünün doğum günle-rinde tekrarlanır. İ.Ö. 1. ve İ.S. 1. yüzyıla aitkaynaklardan öğrenildiğine göre, parentaliave lemuria adı verilen bu dini törenlerin ilkinde, mezarlar ölen kişinin yakınları tara-fından ziyaret edilir, hediyeler bırakılır vemezar başında yemek yenir. Parenthalia 13-21 şubat tarihleri arasında kutlanan, atalara ait bir festivaldir. Le-muria 9, 11 ve 13 mayıs tarihlerindedir. Mezarhediyeleri çoğunlukla yiyecek ve içecek kap-ları (kaseler, şişeler, bardaklar), kandiller, ta-kılar, küçük parfüm şişeleri, mücevherler,kişisel eşyalar, çocuk oyuncakları, küçük ce-naze portreleri ve diğer dünya tanrılarına aitküçük heykelciklerdir.

Sözünü ettiğimizhediyeler, kadın, erkek ve çocuk mezarlıla-rında farklılık gösterir. Antik Roma’da yas süreleri kanunlarda belirlidir. Altı yaşın üzerindeki çocuklar ve aile-ler, bir yıl boyunca, altı yaşın altındakiler isebir ay boyunca yas tutabilirlerdi. Erkek eş onay kadar, yakın akrabalar ise sekiz ay kadarağlayabilirlerdi ve yas süresi boyunca kişiyemek davetlerine katılamaz, mücevher takamaz, mor ve beyaz giysiler giyemezdi. Yapılanaraştırmalara göre, Antik Roma’da ölenlerinçoğunun çocuk olduğu ve genellikle Romalıçocukların neredeyse yarısının on yaşınadek yaşadığı anlaşılmıştır. Hastalıkların yanısıra, özellikle kız çocuklarının istenmeme-sinden dolayı kasıtlı olarak yaşamlarına sonverilmesi, çocuk ölümlerindeki fazlalığın nedenidir. Antik Roma’da, erkek çocuklarınakızlardan daha çok önem verildiği, bazı me-zar taşlarındaki yazılarda açıkça belirtilmiştir. Cenaze törenlerinin düzenlenmesi, kanunlarda gösterilen belli kurallara bağlanmış veözellikle cenaze harcamaları sınırlanmaya ça-lışılmıştır. Ölen bir Romalının mirası, önce-likle karısına ve çocuklarına, çocuklar yoksa,erkek tarafından gelen torunlara, daha sonrababa soyundan gelen akrabalara, öncelikleerkek kardeşlere ve evlenmemiş kız kardeşlere kalırdı.

Roma’da ve eyaletlerinde uygulanan cenazetörenlerinin, kanunlarla belirlendiği görü-lür. Ölünün hazırlanmasından, cenaze tö-renlerine kimlerin katılacağı ve harcanacakparaya dek olan ayrıntıların düşünüldüğüanlaşılır. Genellikle Roma’da cenazeleri aile-ler hazırlar. Fakat fakirler ve köleler gibi,toplumun alt sınıfına ait kişilerin cenaze tö-renlerini hazırlamayı kendilerine görevedinmiş, cenaze kulüpleri kurulur (collegia,sodalicia, sodalidates). Bu kulüplerden res-mi cenazelere ait olanlar collegia funeraticia,alt sınıflara; köleler ile özgür bırakılanlaraait olanlar ise tenuiores olarak adlandırılır.Cenaze kulüpleri ara sıra toplanır ve birlik-te yemek yemek gibi sosyal aktivitelerde bu-lunurlardı. Bu gruplara ait kişilerin cesetleri,columbaria adı verilen, genellikle birdenfazla kişinin bir arada gömüldüğü büyükmezar yapılarına yerleştirilirdi.

Gömme Biçimleri

Antik Roma’da erken dönemlerden itibareninhumasyon ve kremasyonun birlikte uygulandığı görülür. Cumhuriyet Dönemi’nde üç tip gömme şekli bilinirdi:

Kremasyon, mumyalama. Roma’da On İki Tablet Kanunları, ölünün inhumasyon ya da kremas-yonla kentin sınırları içine gömülmesini yasaklar. Gömütlerin kentin dışına yapılmasındakiamaç, bulaşıcı hastalıkların yaygın olarakgörüldüğü Roma’da, kentte yaşayanları korumak olmalıydı. Roma’da ekstramural gö-müler İ.Ö. 567’lerde sona ermiştir. Yine inhumasyon, Roma’da ilkel bir gömme biçimiydi. Gömülü kemikler ileyanmış kemikler arasında bir fark olmamasına karşın, inhumasyon gömmenin, kremasyona göre daha nazik bir uygulama olduğu düşünülebilir. Fakat her iki gömme biçimiyle ilgili olarak mezar yazıtlarında ifadelerin yer almaması, hangisinin daha fazlatercih edildiği konusunda bir fikir vermez. Bununla birlikte Geç Cumhuriyet Roma’sında mumyalamanın bedeni onurlandırdığı düşünülürdü.

Fakat Roma Forumu’ndaki İ.Ö. 8. - 6. yüzyıla tarihlenen Sepulcretum’da, hem inhumasyon hem de kremasyon gömmeler görülür.Bunun yanı sıra On İki Tablet Kanunları’ndayine her iki gömme şeklinin İ.Ö. 5. yüzyıldabirlikte uygulandığından söz edilir. Pliniusbirçok Romalı ailenin inhumasyon gömülmebiçimine sadık kaldığından söz eder. İ.Ö.78’de Sulla’nın ölümüyle, bu dönemden hiç-bir gömüt kanıt olarak kalmamakla birlikte,kremasyonun zenginlik belirtisi olarak görül-düğünü Plinius anlatır. Roma İmparatorluğu’nda yakılarak gömülenilk kişinin Sulla’nın eşi Gens Cornelia oldu-ğundan Cicero söz eder. Arkeolojik kanıtlar-dan, İ.Ö. 400’lerden itibaren bütün Cumhu-riyet Roma’sında kremasyonun normal birgömülme biçimi olarak uygulandığı ve İ.S.1. yüzyıla dek sürdüğü anlaşılır. İ.S. 65’teölen Nero’nun karısı Poppea’nın gömülüşü-nü yazan Tacitus, bu uygulamanın “mos Ro-manus” yani Roma geleneklerine uygun ol-duğunu belirtir. Diktatör Sulla ise, Cornelii ailesinin ilk yakılan üyesiydi. Budönemden itibaren, kremasyon zenginlikbelirtisi olarak kabul edilmiş görünür. İmpa-ratorların İ.S. 2. ve 3. yüzyılda yakılmayadevam ettiği, İ.S. 270-310’lara tarihlenensikkeler üzerinde yer alan odun yığını betimlemelerinden anlaşılır.

Erken İmparatorluk Dönemi’nde ölü, kişisel eşyaları ve hediyeler ile birlikte, önceden hazırlanan dikdörtgen biçimindeki odun yığı-nının (rogus) üzerine yerleştirilir; odun yığınları bazen yanmayı kolaylaştıracak şekildepapirüsle karıştırılır ve ölü yakıldıktan sonraateş, şarapla söndürülür ve geriye kalanlarustrinumdan alınarak, basit pişmiş toprakkavanoz, kumaş çantalara, mermer ya daonyxten yapılmış urne veya sandıklara ko-nur. Bu saklama kapları, daha sonra mezaryapısına yarleştirilir ve sonraki yaşamındakullanacağı daha fazla eşya ile birlikte gömü-lürdü. Kremasyon gömü-lerde, inhumasyona oranla daha fazla hediyebırakıldığı saptanır. İnhumasyon gömüde,esas olan mezarın düzenlenişindeki çeşitlilikve bezemedir.

Cesetlerin Yakılması ve Küllerin Saklanması - Ölülerin Gömülmesi

Roma'ya bağlı topraklar içinde tek bir yörede birden çok gömme adetine rastlanabilirdi. Cumhuriyet Dönemi'nde ve İmparatorluk Dönemi'nin başlangıcında ölüleri yakmak adetti. Başlangıçta, küllerin saklanmasında pek sade mahfazalar kullanılırdı. Augustus Dönemi'nde, varlıklı aileler mermerden urna'lar yani ufak küpler kullanmaya başladılar. Bu küpler kabartmalarla süslenirdi. Ölülerin küllerinin toprak kaplarda saklandığı mezar odalarında ya da mezarlıklarda, anıt olarak mezar sunakları dikilirdi. Bu sunakların "kül sunağı" diyeceğimiz bir çeşidinde küllerin konulması için çukur bir bölüm bulunurdu. Mezar binalarının duvarlarının gerek iç gerek dışında mezar kabartmaları yapılırdı. Sınırlı bir gmp olan sanduka taşlan bir yana bırakılırsa, bunlardan pek az örnek kalmışhr.

Daha İ.Ö. 3. ve 2. yy.'larda, seçkin eşraftan tek tük bazı aileler ölülerini gömmekte lahit kullanırlardı. Bunlardan elde kalanların sayısı çok azdır. Örneğin L. Cornelius Scipio Barbatus'un lahdinin İ.Ö. 3. yy.'a tarihleneceği düşünülebilir. 2. yy. başlarında ölülerin lahit içine gömülmesine sık rastlanır olmuştur, aynı yüzyılın ortalarındaysa kül kaplarıyla mezar sunakları büyük ölçüde gerilemişlerdir. Lahitlerin üretiminin böylesine önem kazanmasının ne zaman başladığı bugün kesin olarak belirlenememektedir. Çünkü ilk örneklerin tarihlenmesi tartışmalıdır. Ne var ki, İmparator Traianus'un saltanatı sırasına, yani 98 - 117 yılları arasına rastladığı sanılmaktadır. Ölü gömme adetlerinin niçin değiştiği bugüne kadar aydınlanamamıştır. Birçok varsayım öne sürülmüşse de Antikçağ literatüründe herhangi bir ipucuna rastlanmamıştır

Atina: İ.Ö. 1. yy.'dan başlayarak en yaygın mezar örneklerinde yine mezar kabartmaları kullanılmaktadır. Bunlar mezarlıklarda herhangi bir bütüne bağlı olmaksızın tek başlarına yerleştirilmişlerdi ve biçimleriyle, anlattıkları öykü, betimledikleri varlıklarla ile Klasik Dönem'in eski kabartmalarıyla bağlantılıydı37• Ölülerin yakılma ve gömülme işlemlerinden hangisinin daha sık uygulandığı konusunda bugüne kadar bir şey söylenememiştir. Roma kentindeki kabartma süslü lahitlerin tutulmasına tepki olarak, 140 yılı dolaylarında Atina'da çeşitli işlikler lahit yapmaya başlamıştır. Atina' da böyle bir geleneğin olmamasına karşın, kı sa zamanda lahit bölgenin bir ihraç malı oluvermiştir. Aynı dönemde mezar kabartmaları büyük ölçüde ortadan kalkmıştır.

Eldeki mezar buluntuları çok zengindir ama, şunu unutmamak gerekir ki, malzemenin çoğu yayımlanmamıştır. Bölgelerüstü bir nitelik taşıyan Dokimeion grubunun lahitleri, Anadolu' daki yerel üretimin genelinden önce ele alınmalıdır. O bölgede cesedi lahit içinde gömme geleneği çok eskiydi. Ne var ki, Helenistik Dönem' de yaygınlığının pek kalmadığını görürüz. Buna karşılık birçok yörede Helenistik Dönem' den, Roma İmparatorluk Dönemi'ne kadar sürüp gitmiş mezar kabartmaları vardır•. Keza, birtakım bölgelerde daha eski geleneğe uygun mezar sunaklarına rastlanmıştır"'. Ostotck'ler yani kemik mahfazaları, Anadolu'nun bir özelliğidir. 1. yy.' da bazı bölgelerde, kendilerinden önceki Helenistik örnekleri izleyen bir çok ostotek yapılmıştır. Aynı yüzyılda çeşitli yörelerde lahitler yapıldığı da anlaşılmaktadır. Ne var ki, bol üretime ancak 2. yy. başlarında geçilmiştir. Bu üretimin Anadolu'da kendiliğinden mi geliştiği, yoksa Roma'nın etkisi altında mı olduğu bugün aydınlığa kavuşmuş değildir.

Mezarlara Saygısızlık Ve Cezalar:

Yukarıdaki bazı mezar yazıtı örneklerinde, mezarın korunması için alınan önlemler ve mezara zarar verilmesi halinde ödenecek cezalar ve tanrıların gazabını içeren lanetleri görmüştük. Burada mezar tahribatına karşı bir yasayı inceleyeceğiz.

Tarih taşımayan bu metin, bir imparatorluk kararnamesinin kopyası olup, İmp. Augustus çağından, MS. 50/100 yıllarına kadar farklı tarihlere konmaktadır. Metinde, mezarlara saygısızlık ölümle cezalandırılacağı duyurulmaktadır. Roma kanunlarına göre, bu suç, MS. 2. yy. sonlarına kadar topluma karşı işlenmiş en ciddi suç olarak varlığını korumuştur. Hellenistik dünyada, yani Roma imparatorluğu'nun doğusunda, aslında bu suç ağır para cezasına tabidir. Ama burada açıkça görüldüğü gibi, Roma yasası değiştirilmederı'' doğuya adapte edilmiştir. İmparatorlar, M.S.ki ilk iki yüz yıl boyunca doğu eyaletierini mümkün olduğunca kendi geleneksel yönetim sistemleri içinde, Roma Cumhuriyet politikasını takip ederek, hür bırakmışlardır. Bu örnekte, imparator özel bir yerel durum karşısında karar vermektedir. Bu yerelolayın örneği, M.S. 8 yılında, Samaritanlarla, Yahudiler arasında kopan şiddet olayları sırasında iki tarafın da birbirlerinin mezar alanlarını tahrip etmesinde görülebilir. Bu karar da, yerel yasanın cezai maddesi kuvvetlendirilerek mezar tahribatının genelleşmesi engellenmek istenmektedir62.

"Caesar'ın emri: ataların kültü veya çocuklar veya akrabalar için hazırlanan mezar ve binaların sonsuza dek rahatsız edilmeden muhafaza edilmeleri benim arzumdur. Eğer her hangi birisi, birinin bunları tahrip ettiğini veya her hangi bir şekilde gömülmüş ölünün dışarı atıldığını, veya varislerin rızaları olmadan başka yerlere naklettiğini. veya mezar taşları yada her hangi diğer taşların alındığını bildirirse, bu suçlunun ölüler kültüne zarar vermek suçundan tıpkı tanrılara karşı işlenen suçlar gibi yargılanmasını emrediyorum. Gömülen ölü, gelecekte daha fazla saygı ile korunmalıdır. Hiç kimsenin onları rahatsız etmesine asla müsade edilmemelidir. Eğer biri bunu yaparsa, mezarın kutsallığını çiğnemekten ölüm ile yargılanmalıdır'['." Bu yazıtta özellikle dikkati çeken iki husus, ölüler kültü ve mezarın kutsallığına değinilmesidir. Nekropoller ve Heroonlar, her antik kentin en dikkat çekici yapı örnekleridir. Roma İmparatorluğu döneminde özellikle Anadolu'da bu yapı tipleri giderek tapınak mimarisini kendilerine adapte etmişler ve böylece benzerlik vurgulanmak istenmiştir.


Ağır şartların egemen olduğu Roma dönemi maden ocaklarında çalışmak en aşağılık iş kolu idi ve yanlızca köleler bunu yapıyordu. Maderıc sürülmek idamdan bir aşağı ağır cezadır.

Burada izinsiz yapılan eylem kasdediliyor. Aile mezar odaları ve lahitlerinde pek çok birey gömülmüş halde ele geçmektedir.

Infarrnia; yani resmi aşağılaruna. suç işleyen Roma vatandaşlarının örneğin ordudan atılma; rnemuriyetıcn atılma ve saygın olmayan bir işte çalışmaya (akıörlükl, fahişelik gibi) zorlanması şeklinde uygulanırdı.

Mureks tipi deniz kabuklarından elde edilen mor boya ile boyalı elbiseler o kadar pahalı idiler ki, Geç Roma döneminden itibaren kullanrmları, irnparator ailesi dışında yasaklanmışlardır. İmparator olma anlamındaki "erguvanı kuşanma" ve soylu olduğunu belirtmek için "erguvan içinde doğrna'' değimleri bu yıllardan kalmadırlar,

Roma İmparatorluğu resmi politikası olarak, Roma vatandaşlığı taşımayan (ki MS. 3.yy. öncesinde imparatorluk nüfusunun %90'1) halk toplulukları, şehir veya kabile sistemi içerisinde kendi kanunlarına tabidirler, ancak imparatorluk çıkarlarına uymayan durumlarda, eyaletlerdeki resmi Roma görevlileri müdahale etmektedirler. Buna karşılık son söz her zaman İmparatora aittir.

roma cenaze töreni.jpg
 

infilaQ

Editör
Kayıtlı Kullanıcı
Mesajlar
166
Beğeniler
290
Puanları
68
#4
Esselamu aleykum geldim ustalarim burdayim dogu roma yunan bizans ve rum gelenekleri uzerine calisiyorum menderes ustam eline yuregine saglik Allah hafizana bilegine kuvvvet versin
 

R00T

ProfessionaL
Süper Moderatör
Mesajlar
2,041
Beğeniler
2,941
Puanları
118
#5
Aleykum selam hoşgelmişsin ustam.Şu araştırma inceleme çalışma sonuçlarını bizimlede paylaş konu aç bizde okuyalım inşaallah.
 

infilaQ

Editör
Kayıtlı Kullanıcı
Mesajlar
166
Beğeniler
290
Puanları
68
#6
Konuda uzman oldugu soylenen bi kac prof un yazilarini toparladim. Ancak konu olabilmesi icin ornek fotograflar cekebilmem ve gorduklerimide anlatarak yazmam lazim.onu da yapacagim ins.bolge musait sadece
bi yerlerden alintilar yaparak tecrubelerini paylasan ustalarimin karsisina konu ile cikmak bana pek uygun gelmiyor.
 
Üst Alt