Kiliseleri Tanıyalım, Kilise Pilanları ve Bölümleri

MendereS

Admin
Administrator
Mesajlar
809
Beğeniler
2,657
Puanları
98
#1
Günümüzde “kilise” kelimesini kullandığımızda mozaik, ikona, sanat tasfirleri barındıran, çanlı, haçlı binalar gelir aklımıza. Gerçek olan Hıristiyanların ibadet etmek için toplanmalarını sağlayan mabetlere KİLİSE denir. Kiliselerin küçükölçekli inşa edilenlerine ŞAPEL adı verilir. Bazı kiliselere “BAZİLİKA” ismi verilir. Kilise ile Bazilika arasındaki fark, binanın mimari şeklinden kaynaklanır.

Hıristiyanlığın ilk devirlerinde Hıristiyanlar, putperest mabetlerinde ibadet etmek istemediklerinden, Romalılarca toplantı ve mahkeme salonu olarak kullanılan ve bazilika denilen binaları kiliseye çevirmişler, ve bu şekilde mabetler inşa ederek orada ibadet etmeye başlamışlardır. Bu sebeple bu şekildeki kiliselere bazilika adı verilmektedir.

Kiliseler ancak 4. ve 5. yüzyıllara doğru inşa edilmeye başlanmıştır. Kiliseler bu dönemden önce tamamen bazilika şeklinde inşa edilmekte idi. Bazilikaların çatıları ahşaptı. Kiliselerin üstleri ise, inşa edilmeye başlandıkları andan itibaren kagirden yapıldı.

Bizanslılar kiliselerinin üstünü kubbe ile örttüler. Roman kiliselerinde ise kagir tonozlarla örtüldü. Kiliselere, halkı ibadete davet etmek için bir de kule ilave edildi ve buna bir çan takıldı ki kilise mimarisinde bu kulelere “çan kulesi” adı verilir.

Kiliselerin Sınıflandırılması

Kilise Yunanca ekklesia, (Latince’ye de aynen alınmış): demokratik halk toplantılarını Ekklesia, “Tanrı’nın toplantısı”, “Hz.İsa’nın çevresinde toplananlar”, “seçilmişler” kavramlarını ifade etmiştir. ekklesia (cemaat), yapı eşitliğinde olup, Tanrı’nın (yeryüzündeki) Mabedidir. Kilise yapısının Hıristiyanlık dinsel törenlerine özgü bir biçim kazanması ve anıtsal boyutlarda uygulanmasının ilk örnekleri İmparator Büyük Konstantinos (I.Constantinus) döneminde (M.S ) görülmektedir. 1.-3.yy’lar arasında yalnızca dinsel törenlere adanmış kilise binaları bulunmaması, (Roma Devleti’nin baskılarından kaynaklanmış olabilir.) ilk Hıristiyanlık düşünürleri için templum dei (Tanrı’nın Tapınağı), yani Hz. İsa’nın çevresinde toplanmış insanlardan, etten ve kemikten oluşmuş bir kilise’nin kendisi kutsallık sahibiydi;

Haç Planlı Kiliseler Dehlizli Tip Kiborion Plan Tipi

Haç Planlı Kiliseler Kapalı Yunan haçı planı denilen bu tipe göre, dört kolu eşit bir haç şeklinde olan kilisenin, dört köşesinde birer hücre bulunduğundan, haç kilisesinin dış duvarlarının teşkil ettiği bir dikdörtgenin içine yerleştirilmiş olmaktadır ki bu tip, serbest haç planlı binalardan bilhassa bu noktada ayrılır. Haçın her kolunun üstünde birer beşik tonoz, kollarının tam ortada birleştikleri yerde ise pencereli bir kasnağı olan ve dört pandantif’in yardımı ile dört desteğe dayanan bir kubbe bulunmaktadır. Yunan haçı planı serbest ve kapalı olmak üzere iki tiptir. Serbest haç planında, haçın kolları arasında hiçbir mekan yoktur ve boş bırakılmıştır. Bu tipte daha çok binanın üzeri çatı ile örtülüdür. Kapalı Yunan haçı planında, haçın kollarının arası kapatılmıştır. Burada birtakım mekanlar yer alır.

Dehlizli Tip Bu plan tipinde, pandantifli ve yüksek kasnaklı bir kubbe ile yüksek bir naos kısmı, binanın bütününe hakim olmakta, bu mekanı, üç taraftan basık ve tali bir rol oynayan dehlizler çevirmektedir.

dehlizli pilan  tipi kilise.jpeg


Kiborion Plan Yapı olarak çok büyük olmayan ve örtü sistemi tek kubbeye bağlı olan yapı tipleridir. Kubbe ayaklar tarafından taşınmaktadır.

Kilise mimarisinde kiliseyi meydana getiren başlıca öğeler şunlardır:

Katedral: Piskoposun resmi tahtı Kathedra’nın bulunduğu piskoposluk kilisesine denir. Mimari açıdan katedrallerin kiliseden tek farkı büyük boyutlu olmalarıdır.

Altar: Çoğu taştan yapılan ve takdis ayini için kullanılan masa veya yüksekçe döşemeye denir.

Günah Çıkarma Hücresi: Katolik kiliselerinde, içinde papazın oturarak, penceresinden günahkar kişinin günahlarını dinlediği odaya denir. Günah çıkarma hücresi, 16. yüzyıldan bu yana 3 gözlü bir ahşap kulübe biçimini korumaktadır. Papaz, ortadaki bölümde oturur; günah çıkartacak olanlar, papazınkinden kafesle ayrılmış olan iki yandaki gözlerde yer alırlar.

Narteks: Bazilika şeklindeki Hıristiyan kiliselerinin giriş tarafında bulunan revaklı kısma denir. Bunların bazen çift olanları da vardır ki, dışarıdakilere “dış narteks”; iç taraftakilere de “iç narteks” adı verilir. Narteksler genelde kiliseye girmek için dinen lazım gelen vasıflara haiz olmayanlara mahsustur.

Sivrik: Bazı büyük kiliselerde veya kulelerde yapılan oldukça yüksek ve sivri külahlara denir. Sivrikler genelde ahşaptan yapılırlar ve üzerleri kurşun kaplanır.

Transept (Transeption): Bir kilisenin boydan boya olan uzun sahnını baş tarafına yakın bir yerinden kesen ve iki tarafta birer kol şeklinde iki sahın meydana getiren ve kilisenin içine haç şeklini veren kısımdır. Bu enine sahınla boyuna sahnın birleştiği yerde oluşan zemini dört köşeli mahale “Transept Dördülü”; kollarına da “Transept Çeliplemesi” denir. Bu kısım çoğu zaman kilisenin yan duvarlarından dışarı
taşkın olur ve kapıları da bulunabilir. Bazı transeptlerin cepheleri yuvarlak olur. İki transeptli yapılmış kiliseler de vardır.

Confessio: Kilisede sunağın hemen yanında yada altında yer alan, rölik saklama işlevini gören niş veya yer altı odacığına denir.

Rölik: Hıristiyanlıkta Hz. İsa, aziz ve azizelerle ilişkili yada onlardan arta kalan kutsal eşya yada parçalara verilen isimdir. Örneğin, Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği haçın parçaları rölik sayılır. Kutsal kişilerin kemikleri gibi, vücut parçaları da rölik’tir.

Andron: Bizans kiliselerinde erkekler için ayrılmış bölüme denir. Gülpencere: Genellikle kilisede orta nefin batı ucunda ve transeptin iki ucunda yer alan yuvarlak bir pencere şeklidir.

İkonostatis: Bizans kiliselerinde ana nefi apsit kesiminden ayıran ikonlarla bezeli bölme duvarına denir. Mekanı tümüyle bölmez, yerden ancak 2-3 metre yükselir. İkon (İkona): Rus ve Yunan Ortodoks kiliselerinde, renkli İsa, Meryem ve Aziz tasvirlerine verilen
addır.

Koro Yeri: Kilisede apsit ile transeptin ana nefle kesiştiği alan arasında kalan, ortodoks kiliselerinde bulunmayan, koro üyeleri için ayrılmış kısımdır.

Manastır: Hıristiyan din adamlarının kent yaşamından uzakta yaşayıp tapınmaları için kırlık veya dağlık yerlerde kurulmuş bir dinsel yapı türüdür.

Mimari Anlayış: Dinin yayıldığı ilk yıllarda yani zulüm döneminde özel bir mimarlığa gerek yoktu, çünkü küçük Hıristiyan guruplar özel evlerdeki uygun mekanlarda toplanıyorlardı. Kilise Ecclesia (yunanca meclis demek) bir bina değil insanların kendisiydi. Bilinen en eski Hıristiyan kilisesi Fırat nehri üzerinde (şimdiki SuriyeIrak sınırı üzerinde) İskender’in ordusu tarafında kurulan Dura-Europus kentinde bulunmuştur.
 
Üst Alt