Lahit Çeşitleri ve Yapımında Kullanılan Malzemeler

MendereS

Admin
Yönetici
Administrator
Katılım
22 Eki 2017
Mesajlar
1,177
Tepkime puanı
4,320
Puanları
118
Lahitler, Roma’da uygulana gelen mezar tiplerinden birisini teşkil etmektedir. Roma Döneminde lahitler, mermer veya taş ocaklarında bloklar çevresine önce bir çukur açıldıktan sonra etrafı kesilerek alınmaktadır. Daha sonra da ana kayaya bağlı olan alt bölüm çatlatılarak ayrılıyordu. Bu şekilde imal edilen lahitler, tek tip olmayıp, özelliklerine göre farklı guruplara ayrılmaktaydı.

Bu lahitleri;

1. Girlandlı Lahitler,
2.Yarım İşlenmiş Lahitler,
3. Frizli Lahitler,
4. Sütunlu Lahitler,
5. Sandık Lahitler,
6. Tabula Ansatalı Lahitler,
7. Yivli Lahitler

v.b. şekilde guruplar halinde değerlendirmek mümkündür

mermer lahit.jpg

Mermer Lahitler

Lahitler çeşitli türde taşlardan, kurşundan, bronzla kuşaklanmış yada alçı sıvanmış tahtadan yapılırdı. Pek özel durumlarda kullanılan granit ya da porfir bir yana bırakılırsa, taşlar arasında en değerli olan mermerdi. Ne var ki Roma Devleti topraklarının her yöresinde mermer çıkarılmazdı. Bu nedenle kısmen, olabilirse ya da isteniyorsa, ithal edilirdi. İthal için üç olasılık vardı: 1. ocaktan çıkarıldığı gibi, işlenmemiş durumda bloklar; bazen de aslan başı yapmak üzere bir çıkıntı bırakılarak içi oyulmuş banyo küveti- biçimli tekneler; genellikle girland'lı (askı-çelenkli) lahit yapmak üzere hazırlanmış yarı mamul parçalar; tümüyle bitirilmiş hazır lahitler.

Bazı örneklerde mermerin nereden sağlanmış olduğunu saptamak kolay değildir. Çünkü çoğu zaman tek bir mermer ocağında birbirinden çok değişik çeşitte mermerler olabilir, bunların apayrı renklerde, kristallerinin de ayrı irilikte olduğu görülebilir. Ancak son yıllarda doğabilimsel yollarla, en çok da izotopların çözümlenmesiyle birtakım ilerlemeler sağlanmıştır. Yine de çözümlenemeyen sorunlar kalmaktadır, çünkü bazı durumlarda çeşitli ocakların analiz değerleri birbiriyle çakışır.

İmparatorluk Dönemi lahitlerinin yapımıyla ilgili üç merkezin varlığı açıkça bilinir: Roma, Atina ve Anadolu' da
Phrygia bölgesindeki Dokimeion. Bunların durumları birbirinden farklıdır.

Burada, pek beğenilen bir mermer çeşidinden bol miktarda çıkarılırdı, lahit üretiminin temeli olan bu türe "marmor phrygium", "marmor synnadicum" ya da "marmor docimium" denilirdi. Bugün İscehisar adını taşıyan Dokimeion, Afyon'un 20 km. kuzeydoğusuna düşer. Söz konusu mermerin Dokimeion'un 40 km. kadar güneybatısında bulunan Synnada'nın (bugünkü Şuhut) adıyla anıldığı da olur. Çünkü devlet elindeki taş ocaklarının yö netim yeri, Synnada kasabasındaydı. Genellikle, lahit yapı mında kullanılan mermerlerin rengi hafifçe gümüşiye kaçar ve ötekilere oranla daha ince kristallidir. Bu külte, ihraç da edilen Dokimeion tipin büyük grubunu oluşturan, girland'lı (askı çelenkli), frizli mermer, "torre nova" türü" denilenlerde ve sütunlu lahitlerde kullanılırdı. Aynı zamanda, bazı yerlere, örneğin Roma'ya işlenmemiş durumda ihraçta edilirdi. Lahitler ve mermer blokları kara yolundan Nikomedeia (İzmit) limanına sevkedilir ya da Ege Denizi kıyısında İzmir ya da Efes gibi bir yere veya güney kıyılarında Attaleia (Antalya) ya da Perge gibi bir limana gönderilir, oralarda gemilere yüklenirdi.

Seyrek rastlanan bazı durumlarda, Dokimeion' da, özellikle sütunlu lahitler için, yine orada çıkan başka bir mermer kullanıldığı olmuştur. Bu tür, açık renk bir mermer olup ince kırmızı damarlıdır ve 'Pavonazzetto' mermerinin bir çeşididir.

Atina: Kentin kuzeydoğusundaki Pentelikon (daha önceki adıyla: Brilissos) Dağından çıkarılan ve bundan ötürü adına 'pentelike marmaros' denilen bir çeşit kullanılırdı Sarıya kaçan renkteki bu mermer çoğunlukla büyük bloklarda yeşil parıltılı katmanlarıyla tanınır. Attika yöresindeki lahitlerin hepsinin bu mermerden yapıldığını sanıyoruz. Bu kuralın dışında kalan örneklerin de eleştirel bir yaklaşımla incelenmesi gerekir Pentelikon mermeri, bloklar yada işlenmemiş lahitler halinde Roma'ya da ihraç edilirdi. Bu, işlenmesi başkentte bitirilen bir dizi lahit olduğunu belli eder. Roma: İmparatorluğun başkentinde durum daha karmaşıktır. Çevrede mermer çıkarılmaz, kısmen kuzeybatı İtalya'daki Carrara'dan (Luni) gemiyle Roma ya da Ostia'ya getirilir ve orada işlenirdi. Luni yakınlarından çıktığı için adına 'marmor lunense' denilen bu türün kristalleri incedir, açık gümüşi renkte olup çoğunlukla koyu gümüşi, genişçe ve düzensiz çizgileri vardır. Roma kenti lahitlerinin toplamında bu mermerin payının ne oranda bulunduğu bugüne kadar saptanmış değildir. Çünkü ülkenin doğusundaki ocaklardan da büyük miktarlarda mermer getirtilirdi.

Luni mermeri Roma' da ve İtalya' nın başka yörelerinde büyük miktarlarda gerekliydi, çünkü bu mermer her şeyden önce başka yapı işlerinde kullanılırdı. Bundan ötürü teslim süresinin uzun, fiyatların yüksek olduğu düşünüp bilir. Öte yandan genel giderler içinde nakliye ücretinin payı da işi zorlaştırıcı rol oynardı. Marmara Adasından ya da Atina'dan sağlanan işlenmemiş parçaların uzunca bir deniz yolculuğundan sonra eriştiği fiyat Carrara'nınkilerden daha yüksek değildi. Hatta Marmara Adası mermeri daha ucuza gelirdi. Çünkü hafifti, idareli bir biçimde çıkartılabiliyordu ve adadan gemilere kolay yüklenebiliyordu. Buna karşılık Pentelikon mermeri pahalıydı, çünkü ocaklar su yolundan uzaktı, malın dağdan indirilip kıyıya taşınması zahmetli bir işti. Aslında bu çeşidin Marmara Adası'nınkine oranla çok da kıt olduğu anlaşılıyor. Dokiıneion mermerininse çok pahalı olması gerekir; bunun birinci nedeni çok ince işçilik kaldırdığı için pek makbul olması, ikincisi de yer ile sevk limanı arasındaki yolun çok uzun olmasıdır. Bugünkü bilgilerimize göre, Dokimeion mermerinin Roma kentinde lahit yapımında kullanılmasına pek az rastlanmıştır.

Roma kenti işlenmemiş bloklar ve yarı mamul parçalar dışında büyük miktarlarda hazır lahit de satın alırdı. Bunlar öncelikle Atina ve Dokimeion'dan fakat aynı zamanda ülkenin doğu kesimindeki başka yörelerden de getirtilirdi.

Bazı eyaletlerde lahit yapımında yerel olarak üretilen mermerlerin kullanıldığı olurdu. Ne var ki, örneğin Gallia' da, Noricum'da· ve Yunanistan'ın çeşitli yörelerinde yerel ocaklar çoğu zaman iyi cins mermer vermiyordu. Selanik'te Thasos Adası'ndan değil de kentin çevresinden çok bol miktarda çıkarılan bir mermer kullanılırdı; ne var ki, bildiğimiz kadarıyla bu mermer Selanik dışına satılmamıştır.

Saptandığına ya da tahmin edildiğine göre, Yunanistan'daki pek çok mermer ocağı başka yörelere de mal satmıştır:

Aliki'deki ocaklardan çıkartılan dikdörtgen prizma biçiminde kesilmiş ve işlenmemiş parçaların Roma' da çok kullanıldığını anlıyoruzro. Saliara ocaklarında da işlenmemiş parçalar kaba banyo küveti-biçiminde oyulurdu ve aslan başı olarak bitirilmeye hazır bir çıkıntıları bulunurdu. Bunlar yalnızca batı, orada da en çok Roma'ya ihraç edilmek üzere hazırlanırdı. Taranto Körfezi'nde Bevagna'daki gemi enkazında bulunan yarı mamul lahitler onlara benzer biçimdc'Clir. Ancak Thasos'tan getirilmekte olup olmadıkları bugüne kadar incelenmemiştir. Thasos mermerini Marmara Adası'nınkinden ayırma-nın her zaman kolay olmadığı söylenebilir Bir çeşidi beyazdır ve göze çarpan iri kristalleri vardır.

Paros ya da Kyklad Adaları: Ne miktarda mermer ihraç edildiğini ve örneğin Roma'da lahit yapımında buranın mermerinin kullanılıp kullanılmadığını bugünkü bilgiler çerçevesinde söyleyemiyoruz.

tabula lahit.jpeg

Mermer Ocakları

Anadolu'da birçok yörede mermer çıkarılmıştır. Dokimeion'un kapsamlı biçimde işletilen ocaklarının üretimi, yüksek kalitesiyle bölgeler üstü sayılır. Bazı yörelerde mermer kalitesinin iyi olmaması ya da nakliyesinin zorluğu nedeniyle sadece ya da öncelikle yerel tüketime yönelikti. Örneğin Bithynia'da, Isauria'da ve Kappadokia'da veya Gediz Havzası'nda durum böyleydi.

Yine de mermeri ihraç edilen pek çok ocak vardı: Karin (Stratonikeia", Iasos, Mylasa): Henüz yeri tam olarak belirlenmemiş bir (ya da daha çok sayıda?) taş ocağından elde edilen işlenmemiş bloklar ve yarı bitirilmiş lahitlerin Kilikia'daki Phournoi, Suriye ve İskenderiye örneklerinden anlaşıldığı üzere- kısıtlı ölçüde ticaretinin yapıldığı sanılmaktadır.

Aplırodisias Taş ocakları büyük miktarda yerli lahit yapımına olanak vermiştir; yarı bitirilmiş olanlarsa herhalde kentin çevresiyle sınırlı kalmaktaydı; bitirilmiş parçalar bazı durumlarda ihraç edilirdif. Taranto Körfezi'nde Bevagna' da bulunan gemi enkazından çıkarılan ve aralarında tekne biçiminde içi oyulmuş parçalar da bulunan işlenmemiş mermerlerin arasında Aphrodisias kökenliler olup olmadığı bugüne kadar aydınlığa kavuşmuş değildir.

Efes: Kentin yakınlarında, bu arada Belevi'de, mermer çok boldur; yarı mamul lahitler, tümden bitirilmiş parçalar ve belki işlenmemiş durumdaki mermerler, çok büyük miktarlarda olmasa da, ihraç edilmiştir.

Marmara Adası (Prokonnesos): Byzantion-İstanbul yakınlarında, Marmara Denizi'nde bulunan bu adada çıkarılan mermerin üretimi açık farkla başta gelir. Büyük parçalarda bu mermer gümüşi renginden, iri kristallerinden ve geniş, koyu renk ve düzensiz damarlarından kolaylıkla fark edilir. İşlenmemiş durumda ve çeşitli yarı mamul biçimlerde, en çok da girlandh lahit biçiminde seri imalatı yapılıp ihraç edilirdi, hatta üretim eyaletlerin her birinin örneğin, İskenderiye, Dalmaçya ve belki Kuzey İtalya ayn beğenisi gözetilerek yapılıp yarı mamuller ona göre hazırlanırdın.Anladığımıza göre, Roma'da en çok Marmara Adası kökenli ve aslan başı yapılmasında kullanılacak biruzantısı bulunan içi oyuk banyo küveti biçimli lahitler aranırdı.

Fakat adanın kendisinde bugüne kadar bu çeşit bir örnek bulunmamıştır. Hangi biçimde işlenmemiş mermer ve hangi biçimde yarı mamul çıkarıldığını kesin söyleyebilmek için, oranın taş ocaklarındaki araştırmaların yayımlanmasını beklemek gerekecektir.

Kireç Taşı

Mermer bulunmayan eyaletlerde değerli bir lahit isteyenler ya işlenmemiş parçalar ya da bitirilmiş durumda pahalı mal almak zorundaydı. Daha basit örnekler için, bulunulan yerin taşlarından yararlanılırdı. Yerel taşlar içinde en çok kullanılan, çeşitli bileşimlerde ve kalitede olmak üzere, kireç taşıydı. Yerel kireç taşından büyük miktarlarda lahit yapan yöreler arasında örneğin şuraları sayılabilir: Su-riye, Kilikia, Pisidia, Pamphylia ve Dalmaçya. Ancak bunların dışında birçok yerde de kireç taşı kullanılırdı.

Kum Taşı

Kum taşına az rastlanır. Bu madde en çok, başta Köln ve Trier olmak üzere, Rhein-Mosel bölgesinde kullanılmıştır. Tüf (lav) ya da traverten (pamuktaş) ile yapılmış lahitler de vardır. Bunlar sıradışı, seyrek rastlanır örneklerdir. Birincisine örnek Roma yakınlarında Artena'da, ikincisine örnek de Roma'nın içinde76 görülmüştür.

Volkanik Kayaç

Bazalt yani volkanik kayaç kullanıldığına da tek tük rastlanır. Arabistan'da (Gadara), Suriye eyaletinin güneyinde ve kuzeyinde, Sicilya'da ve Kuzey İtalya'da bu malzemeden yapılmış örnekler bulunmuştur. Bol miktarda üretildiği yer ise yalnızca Anadolu'da Assos'tur78. Bundan yapılanlar sade sandukalar ve öncelikle girland'lı (askı-çelenkli) lahitler olurdu ve bunlar şaşılacak kadar uzak yerlere, örneğin İskenderiye, Filistin, Suriye, Trakya, Makedonya, Epiros ve Ravenna'ya ihraç edilmiştir. Peloponnesos'un güneyinde Methoni açıklarındaki bir gemi
batığının Assos'tan alınmış lahitlerle yüklü olduğu saptanmıştır. Assos kökenli lahitlerin çok tutulmasının nedeni belki İmparatorluk Dönemi'nde taşlara birtakım özel beceriler, hünerler yakıştırılmasıydı. Örneğin, ünlü lapis sarcophagus'un güya kırk gün içinde cesedi öğütüp yok ettiğine inanılıyordu.

Granit

Seyrek rastlanan örneklerde lahdin gümüşi ve pembe granitten olduğu görülür. Granitin en çok Mısır' da işlendiği ve oradan uzak yörelere, Roma'ya gönderildiği anlaşılmaktadır. Bunlarda süs ve girland (Roma) seyrek görülürdü Troas'ta (Çanakkale Boğazı'nın güneyi) yerel granitten, Assos'un girland'lı lahdinin ana çizgilerini andıran bir lahit sandukası yapılırdı.
 
Üst