Lahit Tarihi ve Çeşitleri

MendereS

Admin
Administrator
Mesajlar
481
Beğeniler
1,320
Puanları
98
#1
Lahitlerin en erken kullanımları, Mezopotamya ve Mısır’da İÖ 3. binyılda görülür. Bu dönemde Sandukalara pencereler, kapılar yapılmış olması, yeniden dirilişe inancın göstergesi olarak yorumlanır. Daha sonra ise Mısır’da altın veya gümüşten insan biçimli sandukaların ortaya çıktığı bilinir.

Lahitlerin Yunan Dünyası’ndaki en erken kullanımı, Girit’teki Minos Kültürü’nde görülür ve bunlar pişmiş topraktan üretilirdi. İÖ 2200’lerden itibaren kullanılan ve yaygın kullanımı İÖ 15-14. Yüzyıllar olan bu lahitler, Anadolu’nun da en erken lahit örnekleri olarak karşımıza çıkarlar. Anadolu’daki en erken örnekler, İÖ 7. Yüzyıla tarihlenen Klozamenai’deki toprak lahitlerdir. Helenistik Dönemle birlikte artık mermer ve kireçtaşı gibi örneklerle karşımıza çıkmaya başlayan lahitler, Roma dönemi ile birlikte temel mezar tiplerinden biri haline gelir. Özellikle İmparatorluk döneminde lahitlerin kullanımında bir yoğunluk göze çarpar. Ancak özellikle Roma’da kremasyon gömüden inhumasyona geçişle birlikte lahitlerin yaygınlaştığı anlaşılmaktadır. Lahit mezar, böylelikle en uçtaki eyaletlere değin yayılan bir moda haline gelmiştir. İS 4. yüzyılın başında imparatorluğun Hristiyanlığı tanıması sonucunda pagan inançlarına sahip kimselere ait lahitler azalmaya başlar. Hristiyanlık inancını yansıtan ve daha önce az da olsa İS 3. yüzyılda görülmeye başlayan lahitler ise çoğalmaya başlar ve bunlar yoğun bir şekilde İS 5. yüzyılın başlarına kadar üretilmeye devam eder93. Hristiyan lahitlerinde üzerinde dini sembol olmayan çok az örnek bulunmaktadır 94. Pagan lahitleri ile Hristiyan lahitleri arasında semboller dışında kabartmaların yapılma tekniklerinde de farklılıklar bulunmaktadır. Özellikle düz bir yüzey izlenimi veren kabartmadan derine inen çukur kabartmaya geçilmesi İS 4. yüzyılda gerçekleşir. Hristiyan lahitlerinde bu yöntemle kabartmalar yapılırken, figürlerin çevre çizgilerine birbirine çok yakın delikler çekilmekte, bununla da arka planın daha kolay ve hızlı çıkarılması sağlanmaktadır.

Lahitler taş, pişmiş toprak, kurşun, bronz, alçıyla sıvanmış tahta veya mermer gibi malzemelerden yapılırlardı. Ancak bunlar arasında, lahit maliyeti en yüksek ve en değerli malzeme hiç kuşkusuz mermerdir. Lahit ya da tekne/sanduka denen bu mezarların dış cephe ise genellikle mimari (tapınak, anıt, mezar vs.) yapıları andıran bir süslemeye sahiptir. Çoğunlukla girland denilen süsleme motifleri (ki bunlar arasında portre veya mask başları, öküz başları, çiçek vb. vardır) ya da sütunlar ve bunların arasında insan heykellerinden oluşan ayrıntılar olabilmektedir. Bazen bir hikâyenin ya da mitolojinin de anlatılabildiği lahitlerin dış cepheleri, olağanüstü güzellikte plastik eserler olarak karşımıza çıkarlar. Ayrıca plastik kabartmalarla süslü lahit çeperlerinin Antik Çağ’da, tıpkı diğer mimari yapılar da ve heykeltıraşlık eserlerinde olduğu gibi, boyandıkları ve bazılarının da yazıtlara sahip oldukları bilinmektedir.

Tüm bu ayrıntılar ve işçilik, olasılıkla kültürel bölgeler, coğrafya, Siyasi ve sosyal süreç ve zenginlik ya da ölen kişiye verilen öneme göre çeşitlilik gösterebilmektedir. En erken örnekleri, İÖ 5. yüzyıla değin geriye giden lahitler, genellikle nekropollere yerleştirilir ve içine ceset konulur.

Roman_-_Garland.jpg


Roma ile birlikte kullanım coğrafyası genişleyen lahitler, Afrika’dan İngiltere’ye değin uzanan bir coğrafyada görülebilir ve Orta Çağa değin uzanan bir kullanıma sahip olur. Cesetle birlikte ölen kişiye ait bazı ziynet eşyalarının da içine konulduğu anlaşılan lahitlerin üzeri çoğunlukla çatı biçimli bir kapakla örtülür98. Lahitler her ne kadar kişiye özel olsa da, bazen ikincil kullanıma da sahne olmuşlardır.

Roma’nın hakimiyeti altında bulunan eyaletlerde birbirinden farklı adet ve göreneklerin olduğunu açıklamıştık. Örneğin Atina'da mezar kabartmaları yaygındı; Anadolu'da ise bazı yörelerde yoğun olarak kabartmalı mezar stelleri ile aynı zamanda ostotekler, başka bir deyişle çekmece biçiminde "kemik mahfazaları" ve bazen de lahit mezarlar kullanılmıştı. Ancak 2. yüzyılın başlarında, kabartma süslü lahit üretiminde kapsamlı bir üretim başlar. Bunun, öncelikle Roma ve Anadolu için geçerli olduğu fakat Atina ve daha pek çok eyalette de benzer bir durumun olduğu bildirilir. Lahit üretimi, 3. yüzyılın sonlarına değin devam eder, hatta Roma'da 4. yüzyılda, bir süre böyle gittiği anlaşılmaktadır. Roma Dönemi lahitlerinin sayısı bugün tam olarak bilinmez, ama 15.000’den fazla örnek bulunduğu sanılmaktadır.

Lakin bunların pek çoğunun ancak parçalar halinde günümüze ulaştığı kesindir. Fakat bugüne kadar ele geçen lahitler göz önünde bulundurulduğunda, Roma İmparatorluğu sınırları içinde 120-310 yılları arasında 750.000 lahit yapılmış olduğunu ileri sürülür.

Lahitler sadece Roma İmparatorluk Dönemi sanat tarihi açısından değil, ayrıca Roma Dönemi ekonomisi, ticareti ve toplumsal sorunlarını anlamak açısından da büyük öneme sahiptir. Yalnızca ilk ortaya çıktığı 2. ve 3. yy.larda çok sevilmekle kalmamış aynı zamanda Ortaçağ'ın ve Rönesans'ın hatta Yeniçağ sanatını da çeşitli yönlerden ve kalıcı bir şekilde etkilemiştir. Ölen varlıklı kişileri gömmek ve aynı zamanda ölümsüzleştirmek için yapılan lahitler, Roma Dönemi ile birlikte yaygınlık kazanır ve tüm eyaletlerde nekropolleri süsler101. Sadece bir mezar değil, aynı zamanda birer sanat eseri ve mezar anıtı olarak da tanımlanabilecek lahitlerin çok çeşitli örneklerle günümüze ulaşmıştır. Bunlar, bu bölümde ayrı alt başlıklar altında ele alınacaktır.

Bağımsız Lahitler

Ölen kişilerin sosyal statü ve ekonomik durumlarını yansıtan lahitler, görüne bilirlikleri, gösterişleri ve maliyetleri ile diğer özellikleri bakımından oldukça ilgi çekicidirler. Lahitler bir veya daha çok ölü bedeni alabilecek kapasitede düşünülmüş şeyler olup, biçimleri de buna göre saptanmıştır. Batı dillerinde kelime karşılığı 18. yy.'dan itibaren eski Yunancada "et yiyen" anlamındaki 'sarkophagos' sözcüğünden gelen sarcophage (Fr), sarcophagus (İng), Sarkophag (Alm) vb. sözcükleri, kullanılmaktadır. Önceleri Kuzeybatı Anadolu'da, Assos'ta çıkarılan 'lapis sarcophagus' taşı için kullanılırken, anlamı Roma İmparatorluk Dönemi'nden beri genişlemiştir. Lahitler için Antikçağ'da da çeşitli adlar kullanılmış ve bunlar birbirinden farklı olarak iki şekilde yapılırdı: çoğu zaman dikdörtgen prizma biçiminde bir sanduka şeklimde, seyrek olarak bir banyo küveti-biçimindeydi; ayrıca bunların dışında birtakım kuraldışı örneklerin de olduğu anlaşılmaktadır.

Bağımsız lahitler, genellikle bulunduğu yere ya da düzleştirilmiş, kayalar üzerine yerleştirilmişlerdir. Bu tipteki lahitlerin bazıları blok taşlarla desteklenmiş, bazıları ise düzleştirilmiş kaya yüzeyi üzerine açılan bir yuvaya oturtulmuşlardır. Taş sanduka kısımlarının üzeri ise ağır, taş bir kapakla örtülmüştür102. Bağımsız lahitlerin Roma Dönemi’ndeki pek çok örneği Afrika’daki eyaletlerden Avrupa’ya değin uzanan kentlerde görülür. Anadolu’da ise özellikle kıyı bölgesinde Elaiussa-Sebaste, Korykos’ta ve iç kısımda Olba ve Diokaisareia nekropolislerinde bulunurlar. Diğer taraftan bağımsız lahitlerin bezemeli ve bezemesiz lahitler olarak da bir ayrıma tabi tutulabilecekleri görülür.

Bunlar kireç taşı ya da mermer bloklardan yapılmış olabilirler. Bunların ayrıca bir podyum üzerinde de yer alan örnekleri de mevcuttur.

Kaya Lahitleri

Bu tip lahitler, ana kaya kütlesi ile bir işlenir. Genel olarak bağımsız lahitlerle aynı ölçülerde olan sabit kaya lahitleri, bağımsız lahitlerle form olarak da birbirlerine benzerler103. Sanduka kısmı normal bir lahit yüksekliğindedir. Bağımsız lahitler gibi kaya lahitlerinin iç tarafının dikdörtgen biçimde oyulduğu ve içe doğru genişleyen; başka bir deyişle trapez biçimli bir form edindiği görülmektedir. Daha ucuza mal edilebilen bu mezarların sandukalarında altlı üstlü bordürler, bazılarında ise alt bordürlerde ayaklık süslemeleri dışında hemen hemen hiçbirisinde dekorasyon elemanı yoktur. Bu tip mezarların genel olarak süslemeleri yoktur. Örneğin Anadolu’da Dağlık Kilikya bölgesinde de bu türden kaya lahitlerinin olduğu ve bunların süslemesiz yapıldıkları bildirilmektedir. Tıpkı bağımsız lahitlerde olduğu gibi kırma çatı ve dört köse akroterleri olan kapaklarla örtülüdürler. Kapaklarında genel olarak akroterden başka süsleme olmadığı anlaşılmaktadır104. Mersin Korykos Antik Kenti’nde ele geçen kaya lahitlerinin kabartmalı süslemelere sahip oldukları görülür105. Genelde tek kişilik olan kaya lahitlerinin Korykos’ta iki kişilik örneklerinin de olması, Dağlık Kilikya ya da Korykos’a özgü özellikler olarak öne çıkar106.

Hyposorionlu Lahitler

Bir lahit çeşidi olarak, çok yaygın bir kullanıma sahip olmayan hyposorionlu lahitler, genellikle düzgün kesilmiş taş bloklarla inşa edilmiş bir mezar odasına sahiptir. Kaide görevi gören bu mezar odası yaygın olarak mezar sahibinin kölelerinin ya da tebaasının gömüldüğü Hyposorion olarak adlandırılır. Lahit ise bu mezar odasının üzerinde bulunmaktadır. Bir nevi bir podyumu andıran bu özellik sayesinde, lahdin anıtsal bir görünüme sahip olmasının sağlandığı anlaşılmaktadır107. Anıtsallığı daha çarpıcı hale getirmek için bu tip lahitlerin bazıları, üç basamaklı bir kaide üzerinde

Hyposorionlu Lahitler.jpg


yükseltilmiştir108. Lahitlerin üzerinde yükseldiği mezar odaları ile ilgili çeşitli varsayımlar vardır. Her ne kadar Machatschek, hyposorionlu lahitlerdeki mezar odasının her zaman gömü için kullanıp kullanılmadığı noktasında kesin bir görüş belirtmese de, Karaüzüm, son yıllarda Elaiussa-Sebaste’de yapılan çalışmalar neticesinde bulunan lahdin altındaki odanın kemik deposu olarak kullanılmış olabileceğini ileri sürmüştür. Scnhneider ise bu uygulamanın, yeni gömülere yer açmak amacıyla yapılmış olabileceğini varsaymaktadır. Bu lahit ya da mezar tipine, Anadolu’daki örneğin Dağlık Kilikya Bölgesi’ndeki Olba ve Elaiussa-Sebaste kentlerinde ve Lykia’da rastlanır.

Chamosoriumlar Oyma lahitler

Ana kayanın dikdörtgen şekilde oyularak mezar yerinin oluşturulması ve üzerine de bir kapağın yerleştirilmesiyle kullanılan yaygın bir mezar tipidir. Bu mezarların kapakları farklı formlar içerebilir. Dağlık Kilikya bölgesinde bu mezar tipi için düz, yarım silindir, üzerinde aslanlı kapak ve kabartmasız kırma çatı seklinde kapaklar kullanılır. Ayrıca pişmiş topraktan kapakların da yapıldığı bilinmektedir. Kapakları düz kırma çatı şeklinde olabilmektedir. Bu mezarların tek görünen kısmı kapakları olduğu için ancak sadece bu kısımda kabartmalar olduğu anlaşılmaktadır. Bunların kapaklarında çelenk, haç ve tabula ansata kabartmalarına ve bazı yazıtlara yer verildiği bildirilmektedir.

oyma lahit.jpg


Khamosorion mezarların yapılışı coğrafi şartlarla ilişkilidir. Bu mezarlar iki şekilde konumlandırılır. İlki ana kayanın taban seviyesinde, ikincisi de tabandan yüksekte olanlardır. Mezar yeri yontulmasına başlanmadan önce, tasçı ustasının dikdörtgen bir çizgi çekmektedir. Bu çizgi mezarın aşağıya hangi sınırlar dâhilinde ineceğini belirler. Ayrıca mezar yerinin bir ya da iki kenarına 15–20 cm genişliğinde kanallar açılmaktadır. Machatschek göre bu kanallar, yağmur suyunun mezara girmesini önlemek amacıyla yapılmışlardır. Fakat Karaüzüm’e göre bunlar sıvı sunusu ile de ilişkili olabilir.

Arcosoliumlar Kemerli lahitler.

Latince arcus(kemer) ve solium(mezar) sözcüklerinin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan mimari bir terimdir. Antik çağda yer altı mezar odalarında ve özellikle Roma Döneminde catacombların ana kayasının yay biçiminde oyularak üstünün kemer biçiminde şekillenmesiyle oluşturulan, mezar yeri olarak da uygun olan taban kısmı dikdörtgen şeklinde açılan ya da tabandan yukarı sanduka bırakılarak üzeri lahit kapağı ile kapatılan hücreler ve nişlerdir.

Arcosolium Tip Mezar.

Arcosolium’ların genel olarak kompleks ve kaya mezarlarının içlerinde olduğu bilinmektedir. Bu mezar tipi genellikle Geç Antik dönemde tercih edildiğine dair arkeolojik veriler, diğer Klikia kentlerindeki örneklerle desteklenir.

Konut mimarisinin bir taklidi niteliğindeki bazı mimari detaylara ve bezemelere de yer verildiği yapım maliyeti yüksek olan mezar yapıları lükse işaret etmektedir. Bu nedenle bu mezar tipinin büyük ihtimalle antik yerleşmelerin bolluk ve zenginlik dönemlerinde yapılmış olduğu düşünülmektedir.

Kommagene, Psidya, Klikya gibi dağlık ve kayalık araziye sahip bölgelerde bu mezar tipinin varlığı saptanmıştır.
 

sef_er

Member
Kayıtlı Kullanıcı
Mesajlar
56
Beğeniler
153
Puanları
38
#5
Tsk guzel paylasim, ah birde tecrübesi olanlari bir dinlesek, hocam bas konuş türünden bir uygulama olsa ve kayit edilmezse super olurdu
 

Kamhi Leonard

Editör
Kayıtlı Kullanıcı
Mesajlar
136
Beğeniler
309
Puanları
68
#7
tamam söyleyeyim. lahitleri neden açmadan almak isterler biliyormusun içindeki yağı sürenler kahin olacaklarına inanırlar. oda 1 kişiye sürülürmüş.
Geç onu menderescim geç hurafe bunlar

Kahin olmak için geçmişte ölen birinin
Ceset yağını bulup kullanmak mi gerek ?
Sen bi düşün bana bunun mantıklı bir açıklaması varsa şöyle bende inanayim
Sana bir ip ucu tamamen duygusal ;)
 

harputlu

Moderatör
Süper Moderatör
Mesajlar
609
Beğeniler
1,020
Puanları
98
#9
Ustalarım bugünlerde sağlık hava şartları ve diger bazı problemler yüzünden bir yere gidemiyorum, başka bir yerde sanki dizili taş türü yerler var, o yüzden bana bu konularda bilmediğim herşeyi anlatın diyorum ustam, öyleki sizleri gururlandirayim.
Su lahitler ile ilgili bilmediğim birşey şöyle bana :)
 

R00T

Moderatör
Süper Moderatör
Mesajlar
867
Beğeniler
1,363
Puanları
98
#11
Ustalarım bugünlerde sağlık hava şartları ve diger bazı problemler yüzünden bir yere gidemiyorum, başka bir yerde sanki dizili taş türü yerler var, o yüzden bana bu konularda bilmediğim herşeyi anlatın diyorum ustam, öyleki sizleri gururlandirayim.
Dur ustam acele etme sabır.Malum mevsim kış.
 

Kamhi Leonard

Editör
Kayıtlı Kullanıcı
Mesajlar
136
Beğeniler
309
Puanları
68
#12
Ustalarım bugünlerde sağlık hava şartları ve diger bazı problemler yüzünden bir yere gidemiyorum, başka bir yerde sanki dizili taş türü yerler var, o yüzden bana bu konularda bilmediğim herşeyi anlatın diyorum ustam, öyleki sizleri gururlandirayim.
bahsı gecen yer anlattıgına gore bır set turu yer
arazı boyuysa bu set tarlar taslarının konuldugu sınırı belırleyen taslar olabılır
daha sonrasında uzerıne ekleme yapılmayınca
hava sartları yagmur kar vs. gıbı dogal olaylar bu tasları topraga gomer
goruntu nekrepıol alanı verır ama esasında oyle olmaya bılıyor
bu sebepten bıraz gerı mesefeden bu setın goruntusunu yuzeysel gormek gerek sımdılık
soyleyebılecegım bunlarla sınırlı
bunlar ısın negatıf tarafından bakıs acısı bırde pozıtıf tarafu vardır ama
heycan yaratmamak ıcın evvele su yerın goruntulerı gerek ...
 
Üst Alt