TILSIM NEDİR !

S:W:A:T

Yeni Üye
Kayıtlı Kullanıcı
Mesajlar
21
Beğeniler
12
Puanları
6
#1
Merhaba arkadaşlar ,

A ) Kilise Paralarına Yapılan Tılsımlar : Genelde kiliselere devam edenlerin ayin sonrasında , çıkış esnasında kilise için yardım mahiyetinde bıraktıklarıyla , derebeyleri ya da diğer idarecilerin pay olarak papazla gönderdikleri paralar için yapılan büyüdür. Bunlara kahinlerin yaptıkları dinsel içerikli diğer büyüleri de katabiliriz. Bu paralar çok büyük ihtimalle kilise ayin salonunun alt kısmında bulunan papaz odasında saklanırdı.

Bir de idareci konum yüklenmiş olan papazların * ki bu papazlar çok varlıklı kişiler olurdu* mezarları yakınına gömülen paralar için yapılan büyülerdir. Daha ziyade geç Roma vb. Bizans dönemleriyle , Ermeni yaşantısı olan bölgelerde bu durum sıkça görülür. İşte bu türden olan para , ziynet eşyası gibi kıymetli gömülere ''Papaz büyüsü'' ya da başka bir ifadeyle ''Kara büyü'' denilen yöntem uygulanırdı.

Tılsımları ve büyü yöntemleri bugün artık bilinen bu işlemin yapıldığı yerler , kazı esnasında çok zaman problem çıkarır. Buralarda kazı ile beraber yılan , zenci adam , köpek vb. canlı mahlükat , çalışanların karşısına çıkabilir.

B ) Devlet Paralarına Yapılan Tılsımlar : Devlet idarecilerinin ya da önde gelen toplum liderlerinin çoğu kez , devlete ait ya da savaş ganimeti olan paraları üzerine yapılanlardır. Mahzen , Mağara veya kayalık korunakların benzeri yerlere sakladıktan sonra , çalıştırdıkları insanları öldürerek tılsım yapılır. Tılsımın çözümü bu tür yerlerde insan kanı istemektedir. Zira gizliliği sürdürmek üzere insan kanıyla ''bağlılık'' sağlanmıştır.

Böyle yerlerden para alan insanların çok kısa zaman içinde bela ve musibetlere maruz kaldıklarını , ardından ölüm haberlerini bu işle uğraşanlar sıkça duyarlar.

Karun ve Midas'ın hazineleri gibi işlerde uğraşan yasa dışı kazıcılarda olduğu gibi , Devlet adına yapılan resmi çalışmalarda da pek çok sıkıntıların yaşandığı bilinmektedir. Bizim bildiğimiz bir kısım resmi çalışmalarda da pek çok sıkıntıların yaşandığı bilinmektedir. Bizim bildiğimiz bir kısım resmi sıfatlı kişiler de bu tür mezar kazılarında tedirginlik yaşamaktadırlar.

C ) Kişisel Define Tılsımları : Gayr*i Müslim din adamlarının define üzerine cin çağırarak onları paraya bekçi yapmalarıdır. Burada daha ziyade , Papaz büyüsü , Karanlık büyü , Kan büyüsü , Hayvan ( yılan,kurt,ejdarha vb.) büyüsü , İfrit tılsımı , Utarit büyüsü gibi pek çok uygulamalar yaparlar . Bunların her birisinde para üzerinde çok sayıda cin muhafız bulunmaktadır. Bu sayı 7 ila 21 arasında olabileceği gibi , bir ordu halinde de olabilir. O taktirde bu tip defineyi değil almak , yanına dahi sokulmak riskli olabilir.

Ancak bağı yapan kişilerin metodunu bilen insanların , aynı güç ve dirayette olabilmeleri şartıyla bu tür tılsımlar çözülebilir. Aksi takdirde pek çok olumsuzlukların yaşanması kaçınılmaz olabilir. Definecilerin zaman zaman tılsım çözdürmek için yanlarında götürdükleri '' hoca '' denilen bazı kişilerin buralardan çarpılarak dönmelerinin sebebi budur. Olur , olmaz birkaç dua öğrenen kişinin yapacağı iş olmadığını bilmek gerekir. İşin ağırlığını , bakımda gören kişiler ise bu tür yerlere gitmekte ayak direrler.

Bu türdeki büyüler genellikle mezarlarda yatanlara ve onlara bırakılan armağanlara uygulanır.

2. SONRADAN SAHİPLENME:

Definecilik dünyasında yaygın olan bazı kanaatler vardır. Bunlar :

* Gömen kişinin ölümü ,
* Gömünün üzerinden belli bir tarihin geçmesi,
* Gömücüler arasındaki ihtilaf,
* Besmelesiz gömülen Müslüman parası,
* Üzerinde göz yaşı ve beddua bulunan eşkıya parası,
* Kaçarken bırakılan paralar,
* Kutsal yerlerin parası,

Yukarıda görülen sebepler paranın gömü esnasında üzerine cin muhafız bırakılmasa bile , sonradan bunların sahiplenildiği inancı yaygındır. Şimdi kısaca bunları inceleyelim;

A ) Gömen Kişinin Ölümü: Para ya da diğer kıymetli eşyayı , herhangi bir sebeple saklamak üzere gömen insan , sağlığında iken bu eşyanın doğal olarak sahibidir. Hırsızlık , gasp gibi sebeplerle elde edilmemişse yaşadığı ömür sürecinde , istediği zaman gider , ihtiyacı kadar kullanırdı . Yakın tarihimizde ise bazen evlerde , ocak , ahır , kapı eşiği , duvar içi , hezen denilen duvar tahtaları gibi yerlere de küçük miktarda da olsa saklama yapıldığını biliyoruz. Bunları saklayan kişiler ya ihtiyaç hasıl olur diyerek , ileri bir tarihte kullanmayı ya da geriden gelen evlatlarına sıkıntı gönünde lazım olur düşüncesiyle başkalarına bildirmiyorlardı.

Ancak burada vasiyet ve ifşa önemlidir. Şöyle ki öleceğini anlayan kişi , söz ya da işaretle varislerine parayı açıklarsa ya da yazılı, sözlü emanetin alınmasını , kullanılmasını birilerine havale ederse , bu taktirde arkadan gelenler yine gömen kişinin kendisi bulup alırlar ve kullanırlar. Fakat söylemeden ölenin ya da vasiyet edildiği halde yerini bulamamak veya başka sebeplerle yerinden alamamanın üzerinden kırk gün geçerse o takdirde cinler bu parayı sahiplenirler . Emanetin alınması artık zora girmiş olur.

B ) Gömünün Üzerinden Zaman Geçmesi: Her ne şekilde olursa olsun , bir para veya takı gibi kıymetli eşya gömüldüyse gömünün büyüklüğüne göre alınmadan üzerinden belli bir zaman geçti ise bu halde yine cin taifesi bu malı sahiplenir ve vermek istemezler . Peki , geçen zamanın ölçüsü nedir diye sorulabilir. Bunda da malın büyüklüğü , ölen kişinin toplumdaki sosyal statüsü önemlidir . Eğer gömülen , bırakılan para küçük ise 40 gün ile bir sene arasında bir zaman diliminde sahiplenilir.

C ) Gömen Kişilerin İhtilafları : Yapılan gömü şayet bir değil de , birden fazla insan tarafından yapıldı ise , cinler bu durumda hazır beklerler . Sebebi de bunların kendi aralarında ihtilafa girmesi , birbirlerine düşmesidir. Düşününüz ki insan vücudunda bir organ zayıf düşerse , bilinir ki o noktada mikrop girişi daha kolay olacaktır. Aynen böyle birbirlerine samimiyetle bakamayan , fedakarlık ve paylaşımda '' Hak '' duygusundan uzak olan bir tek insan dahi o grubun içinde zayıf ve hasta organ demektir. İşte cin taifesi bu insanı hedef alarak , onun nefis zayıflığını da kullanarak , grubun içine rahatlıkla fitneyi sokar ve birbirlerine düşürür. Netice bundan sonrası için çok zordur. Zira rahatlıkla cinler bu emanetin üzerine çöreklenir ve gömenlerin kendilerine dahi bunu vermek istemezler.

Aynı olay , günümüzdeki çalışan defineciler arasında da özellikle üzerinde durulan bir konudur. Birlikte tespit yapan , birlikte kazı aşamasına gelen insanlar arasında '' Adam eksiltmek'' tabir edilen yolla bir kısım kişi ya da kişileri saf dışı bırakma , bu yoldaki başarısızlık nedenlerinden birisidir diye bilinir. Yine aynı şekilde bir define yerinin tespiti konusunda acemilik sebebiyle sonuç alamayan art niyetli kişiler , bir ustadan yardım isterler . Bu yardım alınır , ama ardından kişiler kendi başlarına gidip kazı yaparlar . Bu da başarısızlık nedenidir. Zira hem cin taifesi böyle tabloları çok sever , hem de usta arayıcılar bu tür olayları çok yaşadıkları için çoğu kez , gerçek define yerini noktalamada çekingenlik gösterirler.

Bu işlerde belli bir bilgi birikimine sahip olmuş bir usta ile görüşme yaparken , bize şöyle demişti:

''Bana yer tespiti yaptırıp , daha sonra beni atlayıp kazı yapan adama kızgınlık duymam. Yalnız şu var ki gelecek günleri adına , o adama acırım . Zira toprağın verdiği ile oyun oynanmayacağını bilse , o işi kesinlikle yapmaz , yapamaz . Ben bilirim ki beni eksilten adam , malum güçler tarafından kısa bir zamandan sonra dünyadan eksiltilecektir ya da bir musibete mutlak maruz kalacaktır. Ve artık o insan iflah olmaz.''

D ) Müslümanların Besmelesiz Gömüleri : Bu konuda da muhtelif inanış ve kanaatler hakimdir. Bunlardan en yaygın olanı , Allah'ın son dini olan islam dini mensupları cinler için gerçek ve kuvvetli muhataplardır.

Onun için bir Müslüman kişi , parasını ve kıymetli eşyasını '' Allah'ın adıyla '' diyerek , yani besmeleyle gömerse bu paraya cin taifesi sahip çıkamaz. Ama üzerine Allah adı okunmamış diğer paraları sahiplenmek cinler alemi için çok kolay ve onların da şiddetle aradıkları ganimettir.

E ) Eşkıya Parası : Bu tür paralar , mantık ve görünüş açısından kolay zannedilmekle beraber , yaşananlar göstermektedir ki , halüsinasyon halinde de olsa görülebilen , çoban sürüsü , hayvanların verdiği rahatsızlık , sarıklı , cübbeli bir ruhaninin aniden ortaya çıkıvermesi gibi haller , genellikle eşkıya paralarının başında kazı yaparken yaşanmaktadır. Hatta diyebiliriz ki en çok '' Kayma '' denilen paranın yer değiştirmesi vakaları bu tür yerlerde yaşanmaktadır. Çünkü rızasız yere el konulmuş bu paralar , define olarak toprak altına intikal ettiği zaman ;

'' Senin yaptığını biz de yaparız '' mantığıyla çoğu kez eşkıyanın da , ardından onu bilerek parayı almaya çalışan insanlara da cin taifesi izin vermek konusunda direniş göstermektedir.

F ) Kaçarken Bırakılan Paralar : Bu olay daha ziyade Anadolu'daki kavimlerin , özellikle Osmanlının son döneminde tehcir olayları çerçevesinde göçlerle ortaya çıkan bir durumdur. Yine Osmanlının son döneminde devleti yıkmak ve bitirmek üzere gruplar ve Ermeni , Yunan topluluklar bu çerçevede düşünülmelidir. Özellikle orta batı Anadolu'da köylerimizi ve kervanlarımızı basan , devletin para merkezlerini soyan isimleri belli bazı eşkıya gruplarının faaliyetleri bu tabloya en güzel örnektir.

Bu tür eşkıyalar aldıkları , çaldıkları para ve kıymetli eşyaları , taşıyıp yurtdışına kaçıramadıkları için mağaralara , mahzenlere ve kendi belirledikleri mezarlara gömmüşlerdir. Bu paraları defin esnasında bir kısmına tılsım uygulamışlar , bir kısmına ise bir şey yapamadan bırakıp gitmişlerdir.

G ) Kutsal yerlerin Parası : Eski dönemler için kiliselerde olduğu gibi son üç-beş asır içinde Osmanlı-Türk mimari eserlerinde ve özellikle camilerde , buraların imarı , tamiri ve bakımı için müştemilatın veya ana binanın bilinen bazı noktalarına belli meblağlar konulmuş , ileride ihtiyaç halinde kullanılması düşünülmüştür. Bu emanetler bazen yazılı kamu veraseti haline dönüşmüş , bazen mutemet ve ileri gelen kişilerce nesilden nesile sözlü vasiyetlerle intikal etmiş , ama bazende vasiyet zincirinin halkalarından birindeki kopma nedeniyle açığa çıkamamış ve gömüldüğü yerde kalmıştır. Bizim araştırmalarımızda ise definecilerin geneldeki çalışmalarının camiler üzerinde olmadığıdır. Gerek ahiret endişesi ve gerekse kamu vicdanı muhasebesiyle bu konuda hassasiyet gösterdikleridir. Definecilerin üzerinde durdukları asıl noktalar bugün yıkık ve virane , toprakta izi bile kalmamış haldeki eski kilise kalıntılarıdır.

H ) Sahipsiz Gömüler : Defineciler arasındaki yaygın kanaate göre tamamen helal kazançla elde edilip ileride lazım olur düşüncesiyle ve özellikle besmeleyle yapılan gömüler hala sahipsizdir. Yani tılsımı yoktur. Üzerinde de cin ve muhafız olayı söz konusu değildir.

Bir başka görüşe göre de alana beddua edilmeyen , aynı zamanda gözyaşlı olmayan her define serbesttir. Nasibi olan her kimse gider onu alır ve huzur içinde gönül rahatlığı ile harcar.
 
Üst Alt